23 Ekim 2018 Salı


Başkalarının mutluluğu ile mutlu olmak;

Başkalarının mutsuzlukları üzerine mutluluk kurmak zalimliktir.

Başkalarının mutluluğu ile mutlu olmak erdemli bir davranıştır, bunu herkes yapamaz, kendini seven, kendi iç huzurunu sağlamış, ihtirastan, hırstan, kıskançlıktan uzaklaşmış insanın inşa edeceği bir davranıştır,

İnsan olmanın ilk kuralı, azla yetinen, iyi niyetli, vicdanlı ve kin tutmayan, duygulara önem veren, hiç tanımadıkları insanları bile kırmamak, üzmemek, yaşamı iyi bitirmek için ne gerekirse yapmaktır,

İçi nasılsa dışı da öyle olan, kişisel çıkar hesapları kurmayan, dünyaya kendi penceresinden bakmayan, başkalarının sıkıntı ve üzüntülerine liman olan, yozlaşmamış ve hırslarını yenmiş insanlar hayatın tadını çıkartır,

Başkalarının mutsuzluğu ile mutsuz olacak kadar duygusal, güzel ve hissi davranışlar ile yaşayan, insanların yüzüne gülüp arkalarından kuyularını kazmayan, hayatlarına giren ve girmeyen her canlıya yapılan haksızlıklara karşı çıkan insanlar mutlulukları çoğaltır,

Mutluluğun sadece paylaşıldığında gerçek olduğunu bilmek, insanlardan karşılık beklemeden iyilik yapmak için mücadele edip, başkalarının mutluluğu ile mutlu olacak şekilde yaşamak iyi niyetli ve karakterli insanlara mahsus soylu bir işitir,

Başkalarının mutluluğunu isteyen insanlar, farklı olmayı değil mutlu olmayı isterler, daima başkalarının iyi yönlerini görürler, kusurlarına göz yumarlar, güzellikleri ve neşeleri ile etraflarını aydınlatır,

Vazifemiz, insanlıktan çıkmadan değerimizi bilmeyen insanlara karşı sözlerimiz tatlı,tavırlarımız zarif olmalı, sahip olduğumuz şeylerinin değerini bilmeli, insanlar arasında yardımlaşma ve dayanışmayı ortadan kaldırmamayı vazife saymalıdır.

TC Bilal Gurer

21 Ekim 2018 Pazar






Konuşurken düşünerek konuş;

" Sonunu düşünmeden söylenen sözün zararı düşünülenden daha fazla olur."

Düşünmeden konuşmak dilin değil aklın kusurudur, akıl ile dil arasındaki bağlantıyı kesmektir, aklın ve mantığın yol göstericiliğini devre dışı bırakmaktır, baş ağrıtacak, nereye gideceği belli olmayan, doğru dürüst olmayan sözleri düşünmeden söylemektir,

Düşünmeden konuşmak, ağzına geleni ölçmeden tartmadan, karşı tarafta ortaya çıkacak etkileri umursamadan söylemek kişinin hem kendisine hem de karşısındakine zarar vereceğini, yıpratacağını bilmemiz gerekir,

Boş konuşup söylediklerimiz yüzünden yüzlerine bakamayacağımız, düşman kazanıp, baş yarıp, karşımızdaki insanların kalbini kırıp sonrasında pişman olacağımız sözleri söylemek için dilimizin düzgün düşünen kalbimizin emrinde olması gerekir,

Düşünerek konuşan insan, sözünü aklı ile söyler, her bildiğini, kırgınlıklara, yüze bakılmaya sebep olacak sözleri söylemez, kendi çıkarları söz konusu olsa da yararlarını yitirmekten çok değerlerini yitirmekten korkar ve çekinir,

Düşünen insan, her şeyin kendi iyiliği için değil, kendisinin her şeyin iyiliği için yaratıldığını bilmelidir.
T.C. Bilal Gürer


9 Ekim 2018 Salı

Karakterleri zayıf olanlar, yalakaları seviyor,
Başta oturanlar,ederinden daha fazla değer verip zayıfı kuvvetlinin önüne getirirler eleştiri yapmayacak olanları baş tacı ederler, ne fikirlerin çarpışmasını,ne de birleşip yeni fikir doğmasını istemez sadece kendi sözlerinin alkışlanmasından mutlu olur,
İnsanların olduğu her yerde yalakalar vardır, yalakaların olduğu yerde de insanlık yoktur, yalakalığın temelinde ekonomik çıkarlar, mevki, makam ve menfaatler yatar, ekonomik olarak güçsüz ülkelerde, örf ve adetler, ahlak ve namus kötülükleri engelleyici olmaktan çıkar, yalakalar çok olur,
Yalakalar,yüksek mevkilere,makamlara çıkmak için, el, etek öperler, kendisinden daha iyi olanlara yerini vermek yerine yapamayacağını bildiği halde hak etmediği makamlara göz dikerler, utanmaz yüzleri ile yukarılara çıkmak için her yola baş vurur,
Yalakalık ile kazanılan makamlardan şeref ve itibar kazanıp yararlananlara yine yalakaların zarar verdiği bir gerçektir, yalakalar, doğru ile yanlışı birbirine karıştırır, yalakalık yaptıkları kişileri doğru yönlendirmedikleri için de çöküş hızlanmış olur,
Liyakatsiz yöneticilerin, karakter zaafı, yağcıya göz yumar, yalakalık yapana prim verdirir, yalakaların yerleştiği yerlerde ehliyetli, kabiliyetli, yetenekli, başarılı, çalışkan insanların yükselmesi önlenir, kötüler yükselir, iyiler yok edilir, ülke her alanda zarar görür yok olur,
Yalakalık yapanlardan kurtulmak, onların çıkarlarına alet olmamak için, yağcılık yaparak fayda ve nimet elde etmek isteyenler kim olursa olsun onları beslendikleri ve istismar ettikleri nimetlerden, mahrum bırakmak gerekiyor.
Yalakalık aile için de, okul da, öğrenci-öğretmen ilişiklerin de her yerde vardır, bu insanlar, özgür bir irade oluşan eğitim ve kültürden yoksun yetişmiş oldukları için potansiyel bir yalaka ve söyledikleri ile yaptıkları farklı oluyor.
T.C.Bilal Gürer

6 Ekim 2018 Cumartesi

ÜMİTLİ YAŞAMAK İÇİN;
Umuda bir kurşun sıksa da ölüm,
Unutma umuda kurşun işlemez gülüm.
Nazım Hikmet
Ümit,başarının anasıdır, onu yaşatmak için çocuklarımızı ahlaklı, özünde, sözünde ve davranışında ölçülü, iyiyi kötüden ayıran,saygıda kusur etmeyen, nezaket kurallarına uyan, edepli adamlar olarak yetiştirmek gerekir,
Geleceğin aydınlık olması için akıl, beden ve ruh sağlığı yerinde, vicdanları rahat, ölçüsünde, tartısında, sözünde, işinde, bakışında, içi, dışı bir olan, adamına göre davranmayan adamlar yetiştirmek gerekir,
Ümit insanı canlandırır, pas tutmak yerine bir şeyler yapmak isteyen herkes çalışır, kimsenin zulüm ve eziyet görmemesi için çirkin huylu, insani ilişkilerinde sahte ve hileli davranış sahibi olmayan,iyilik yollarını açan kötülük yollarını kapayan adamlar yetiştirmesi gerekir,
Ümidini kaybedenin her şeyini kaybedeceğini bilmemiz, gevşemeden, ümidimizi yitirmeden,ümit var olup vazifesini eksiksiz yapan, temiz ruhlu, iyilik etme,acıma duygusu, yalnız insanları değil, hayvanları, çevreyi de koruyan, onlara karşı merhametli adam yetiştirmek gerekir,
Daha ümitli olmak ya da ümitli olmayı sürdürmek için diğer insanlarla olan ilişkilerinizi güçlendirmemiz, her şeyin daha iyisini yapmamız, bireysel ve toplumsal ahlaki değerlerimizin darmadağın edilmemesi gerekir.

4 Ekim 2018 Perşembe

Danıştığınız kişilerin;
“Belaları sezenler, doğruya yaklaşmak ve ulaşmak için istişare ettiği müddetçe isabetli görüşler, kararlar ortaya çıkarır, hor görülecek, aşağılanacak duruma düşmez, güzellikleri ortaya çıkarır olmalarına,”

Sağlam iş yapmak için danışacağımız kişilerin kendini beğenmeyen, başkalarını küçük görmeyen, akıllı, doğru düşünen, işinin iç yüzü ile ilgili ve bilgili, erişilebilen, tecrübeli ve yetki sahibi, olmalarına,

Sonu iyi olan işler yapmak için danıştığımız kişilerin sağlıklı, doğru sözlü ve yürekli, kuvvetli fikirli, danışılan konularda hakikatin derinliklerine inen, anlayışlı, zeki ve güvenilir kişiler olmalarına,

Kalbini ikiyüzlülükten, kapalı düşmanlıktan, kötü fikir eğriliğinden kurtarmış, geleceği değiştirmek için çalışırken menfaat ve gösteriş peşinde koşmayan, kendisine layık gördüğünü başkasına da tavsiye eden kişi olmalarına,

Akıllı ve bilgili kimselere kimseyi küçük görmezler,danışanların bilgisi arttıkça artar, soran güvenlik içinde olur, dağları aşar, akıl ile yükselenler, bilgi ile büyüyenler düşünce körlüğüne düşmemeli, güzelliği bozuk olmamalı, bilgisini de eskitimemeli,

“Kabiliyetli bir insan işe başlamadan önce ruhen ve fikren danışma yolunu tercih etmeli ve ölüm yokmuş gibi çalışmalı, kötü şeyler yapmayı istemeden beğenilen işler yaparak doğru yolu bulmalılar”

T.C Bilal Gürer

2 Ekim 2018 Salı


Dost dediğin dosdoğru dost olur;

Sevgisinden kaygı duymayacağımız, sağlığımızı koruduğumuz gibi koruyacağımız, unutulmaktan değil unutmaktan korkacağımız, kendimizden daha fazla değer verdiğimiz, bizim aradığımız, bizi arayan yaşama sevincimizin kaynağı,  vefalı dostlar ile yaşamalıyız,

Gerçek manada bir dosta rastlamanın zorlaştığı günümüz çıkar dünyasın da, en ufak bir çıkar düşünmeden, kendisinden daha iyi konumlara gelmesini, daha iyi olmasını isteyen, elinizi bir iyiliğe attığınızda, elini taşın altına koymaya çabalayan, uğraşan kişilere yüreğinizi verirseniz karşılığını alırsınız,

Dostlarını arayan, hesapsız,  bildiği sırlarını herkesten saklayan, zarar vereceğimiz ya da göreceğimiz işleri yapmamamız için uyaran, ağladığımızda omzunu ıslatan, mal ve makama önem vermeyen, gönül zenginliğini daha önemli görenler ile dost olmalıyız.

Dostlarımıza yük olmak yerine, aksine onun yükünü hafifletmeye gayret etmek, karşılıklı güven ile şahsi menfaat hesaplarından uzak, zor duruma düşen dostumuzun sıkıntısını kendi sıkıntımız, iyilik ve güzelliğini de kendi iyiliğimiz olarak gören, imkanımız ölçüsünde olan şeyleri dostlarımızdan kıskanma yı ayıp saymalıyız,

Sadık, vefalı, pak ve takvalı dostlardan elimizi çekmemeli, onların yaktığı sevgi meşalesini, kendi kalbimizde, ışıklı ve yanar tutmalıyız dostlukların, içte ve dışta aynı olan  hissi ve dostane ilişkilerin değerini bilmeliyiz,

Gerçek dost; ayrı bedenlerdeki iki kalbin aynı duyuşlar içinde bir kalp olarak yaşamasıdır.


T.C.Bilal GÜRER