23 Eylül 2016 Cuma

Bu millete ne oldu? 
Koskoca ağaçların bile bir tohumun eseri olduğunu bilmiyor. Kiminle konuşsan, dertleşsen; kadını-erkeği, genci-ihtiyarı, işçisi-köylüsü, kentlisi, okumuşu, okumamışı, yoksulu, varlıklısı herkes ''güleç bir yüzle ve tatlı bir sözle gönül almanın; acımanın, gelmeyene gitmenin, vermeyene vermenin, komşuluğun, akrabalığın, yaratandan ötürü yaratılana saygının yok olduğunu hayal kırıklıklarının verdiği acılar içerisinde yaşadığını söylüyor. 
Kimse kimseye gönlünün kapılarını sevgi ile açmaya, veren el olmaya, güzel duyguları acıları ve iyilikleri paylaşmaya korkuyor. Hayal kırıklığına uğrayabilirim; umulmadık hareketler görebilirim, beklenmedik sözler duyabilirim korkusu yüzünden, kimse kimsenin elini tutmak bile istemiyor. 
Öyle bir toplum olduk ki örnek insan bulup, ona güvenip örnek alıp; peşinden gitmek için kıvranıyoruz. Bugün, düşünen, hassas insanların emekleri boşa gidiyor. Özleri ve davranışları arasındaki çelişkileri artan insanlar çoğaldıkça çoğalıyor. İnsana yakışmayan bu davranışlara; çıkarı olanlar: “İşine geldiği için ses çıkarmıyor.” Erdemli olan insanlar da hayal kırıklıkları içinde tutunacak dal arıyor. 
Yıllardır herkes birbirine soruyor: “Evlatlarımızı sağlıklı, ince ruhlu, sevmeyi, sevilmeyi bilen. Egoist, kendini beğenmiş, duygusuz, yardımlaşma duygusundan uzak olmadan; herkesten, her şeyden bir ders alarak; edepli yaşamayı. Hava, su ve ekmek kadar önemli, küçük şeylerin bütünün içinde aldığı yeri görmelerini ümit ederek yaşıyoruz. Kendimizi aldatmayalım. Hoşgörü ile gönül penceremizi adaletsiz olan her işe kapatalım. Hiç bir şeye işimize geldiği gibi bakmayalım. Edep dolu, saygı dolu, incelik dolu, sevgi, saygı ve merhametle ile veren el olup; taş gönüllülükten kurtulunca, insan da insan gibi olunca hayat ne güzel yaşanıyor. 
Bilmeliyiz ki:” Her şey her şey için, her şey bir şey için vardır.''
BİLAL GÜRER 
23-09-2016

1 Eylül 2016 Perşembe

MEDENİ İNSAN; (( 1 ))
''Alçalan ve yükselen her şey insanın eseridir''
Çalışmanın, üretmenin sadece kendine değil topluma da çok şey kazandıracağını bilir,paraya verilen fazla değerin birçok hasleti öldürebileceğini de bilir. İlkelerine sımsıkı sarılmıştır,ilkesi de insan dediğinin ruhu ile insan olmasıdır,
Her devrin adamı olmama yönündeki kararlılığını her ortamda gösterir. Yaşamı boyunca menfaat için hiç kimseye boyun eğmeden ödünsüz yaşamak prensibini hayat tarzı yapar.Gözünü açıp menfaate esir olup, haksızlıklara alet olmadan yaşayandır.
Kültür buhranı içinde bulunan Türkiye'mizin özü ve çekirdeği olan insanımızın insanca yaşaması beden,fikir iş gücü olarak sağlıklı ve verimli çalışması için ruh dengesinin sağlıklı,güler yüzlü,tatlı sözlü,merhametli ve cömert olması lazımdır
İçi dışı bir ,doğrucu,son durağa gidene kadar açık açık konuşan,bedeli ne olursa olsun doğruluk sevgisini asla yitirmeden yaşayan,içten gelen sevgi korunu söndürmeden bugünü en iyi şekilde değerlendiren,kendisine ve insanlara faydalı olarak yaşayarak gelecek nesiller için plan yapandır,
Hayattan zevk alarak yaşadığı çevrede uyum içinde mutlu yaşamayı gaye edinerek buna ulaşmak için bütün vücudunun o aşırı ‘’ahlak’’değerlerini hayatı pahasına da olsa koruyarak, tadını tatması,güzel kokusunu alması ve ''ahlaki'' değerlerin yaşaması için duyarlı olmalıdır,
Kafası her daim zinde olandır.doğru fikirleri kabul edendir,bilginin inanç ve eyleme dönüşmesi ile güçlü olunacağına inanandır.Ayak oyunlarını anlayan, manevi dünyasının istismarına izin vermeyen, planlı, yalana , yalancıya ve vatanın istismarına karşıdır.
Kendi kültürümüzün özünü bozmadan çağın icaplarına uyarak kendisini yenileyen güzellik,iyilik, doğruluk üzerine düşüncelerini çekinmeden söyleyen, dondurulmuş kalıpların,dogmaların esiri olmak yerine kuş gibi özgür yaşayarak bir sistem içine girmeyen ve biat etmeden yaşayandır,
Her şeyi kendisine göre görmeyen,kolektif düşünen,kişisel arzu ve çıkarlarını toplumunkiler uğruna terk eden, toplumcu anlayışı ve mili motivasyonu yüksek, daha parlak gelecek için uyum içinde olmaktan,paylaşmaktan gurur duyandır,
Ülkenin kalkınması için en önemli güçtür,kaynaktır,zaman gücünü kayba uğratmadan bedeni ve fikri her çeşit işte çalışmayı ''vakit nakittir''düşüncesinden sapmadan yapar her zamanı müsait görür,bugünün işini yarına bırakmadan,zamanı,gücünü kayba uğratmadan ülkenin refahını artırmak için sağlam işler yapar,ve çok çalışmaktan zevk alandır,
En güzel şeyin sağlıklı yaşamak olduğunu,kazanmak için sağlığını tehlikeye atmanın hayatta ulaşmaya çalıştığı güzellik,sağlık ve sevgiye kavuşmasına engel olacağını,mutluluğu vücut sağlığında bulandır.
Düşünendir ,düşünen bir insanın,bedenen çalışan bir işçiden daha çok çalıştığını,verimli çalışan,vaktin kıymetini bilen en küçük noktayı bile ihmal etmeyen,çalışmalarında hata yapmamak için dikkatli olmayı vazife sayandır.
Dün geçti,yarın ne olacağını bilemiyoruz, ama bugün'' insanlar dünyayı cennete'' çevirmek için çalışmalıdır.
BİLAL GÜRER
01-EYLÜL 2016

22 Ağustos 2016 Pazartesi

Güçlü,büyük Türkiye'yi kim Cennete çevirecek,her yeri cehennem olmaktan kim kurtaracak?

Yıllardır büyüyen gafleti göremeyip siyasi ödün verenler mi?
1919 da ''hali görüp bu halden kurtulmak için,esir yaşamak bana yakışmaz diyerek,maziye yiğitliği ve ululuğu iade etmek için İstiklal harbini yapan,bir Vatanı ebedi Vatan yapmak ve bağımsız yaşamamızı sağlayan ATATÜRK ve silah arkadaşlarının mücadelesini anlamayanlar mı?
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Milli Birlik ve Bütünlüğünü yıkmak,rejimini değiştirmek isteyen dış güçlerin maşaları olan terör örgütlerinin katliamlarını aşağılamak,kınamak yerine ortadan kaldırmak,yok etmek için mücadele yapmayıp,yaptığı mücadele de başarısız olanlar mı?
'' Milleti ''daha büyük çıkılması zor çukura düşürdüklerini,öfkenin, kinin gözleri kör,kulakları sağır ettiğini,aydınların,halkın,dini ve milli müesseselerin sivil toplum örgütlerinin tehlikenin büyüklüğünü görerek söylediklerini duymayanlar mı,göremeyenler mi?
''SEVR''i gerçekleştirmek isteyen emperyalistlerin,bugün yeşil kuşak projesini hayata geçirmek için T.C.Devlet'ini içeriden ve dışarıdan sosyal,kültürel ve ekonomik alanda can ve mal güvenliğinin olmadığı ortamları yaratarak çökertmeye çalıştıklarını anlamayanlar mı, görmeyenler mi?
Kendilerini Türkiyeli sayıp, bu ülkeden beslenen,helal,haram demeden para kazanmak için her yola baş vuran,avantaj ve menfaat zihniyeti ile her türlü teşvikleri alarak sıcak para kazanan,tüketici ve sorumsuz bir neslin yetişmesine göz yuman halkın masum sosyal,dini isteklerini yerine getirerek kandırıp Vatanımızı bölmek isteyen ve bölücülük yapanların bir dediğini iki etmeyip yerine getiren yöneticiler mi?
Milli,dini ve ahlaki her türlü değerleri,ben koruyacağım diye iktidar olan, Milletin iyi niyetini suistimal edip bu değerleri utanmadan, sıkılmadan ayakları altına alanlar ''NE MUTLU TÜRK'ÜM ''demeyi yasaklayanlar mı?,TÜRK BAYRAĞININ küçük düşürülmesine göz yumanlar mı?KURAN'I SİYASETE alet edenler mi?
Eğitimi milletin geleceği görüp Türk Vatanına sahip çıkacak bir nesil yetiştireceğine, tehlikeyi görmeyip eğitim-öğretim kurumlarında bıraktıkları boşluklardan yararlananların her türden eğitim kurumlarını kurmalarına göz yumarak,destekleyerek burada yetişen Anadolu'nun garip,yoksul Vatansever ailelerinin çocuklarını ileride milletin başına dert olacağı gerçeğini görmeyenler mi? uyarılara kulak asmayan,uyaranları azarlayanlar mı? tarihi uykudan uyanamayanlar mı? Vatanımızı bugünkü duruma getirenler mi?
Toplum mühendisliği projeleri ile düşmanlarımızın kontrolünde yetiştirilen ve belli önemli kurumları ele geçirenler kalplerinde, beyinlerinde bin bir türlü melanet bulunan ve egolarını tatmin etmek için milli ittifak yerine milletin gururunu zedeleyenler mi? sınıf kavgası çıkaranlara göz yumanlar mı?barış yerine saldırganlığa hak verenler mi?
Binlece yıllık tarih hayatımızda başımıza gelen kötü günleri bir daha yaşamamamız için ileriye nasıl bakmamızı,çağdaş ve birleştirici bir kimlik kazanmamız ve millet egemenliği ilkesiyle ülke bütünlüğüne önem veren,karşılaşılacak tehlikeleri anlatan ATATÜRK'ü ''Ey Türk Gençliği diye başlayan hitabesini'' ve bugün Türkiye Cumhuriyeti Devletini içeriden ve dışarıdan yıkmaya çalışanlar mı?
ATATÜRK;
''Allah,lafla,siyasetle,düşmanın aldatıcı sözlerine kulak vererek görev yapanların musibetlerinden bu Milleti Korusun'' DEMİŞTİ.
Ama anlamadık,
BİLAL GÜRER
21-AĞUSTOS-2016
Daha fazla ifa

15 Ağustos 2016 Pazartesi

Dostlar;
Dost doğru dost olanlardır,
Dost doğru dost oldukları için işlerinin gölgeleri de doğru olanlardır,
Biz insanlar,

Bir çok önemli şeyi seçmeden dünyaya geliriz,seçtiğimiz ve hayatımızdaki en önemli şey şahsiyetimizi ve fikri olgunluğumuzu geliştirecek,iyi huylu,güler yüzlü,tatlı dilli ve ruhi gıdamız olan dostlarımızdır,

Dostluk,iki yüreği bir yürek yapmak için akan bir nehir gibidir. gittiği yeri de temizler geldiği yeri de önemli olan darbe vurup,samimiyeti kırıp yıkmamasıdır,

Dost,aileden biri gibidir,birbirini anlayandır,sevendir,iyi vakit geçirdiğinizdir,kendinize bile söyleyemediklerinizi konuşabileceğiniz kadar içinizdir,kalbinizdir,aklınızdır,

Dostluğun başarılı olması için almaktan çok vermeyi göze alanlar, dostunun ihtiyaçlarını kendi tercihlerinden ve rahatından önde tutanlardır.

Saygıda,sevgide,acımada ölçülü,merhametleri bol,birbirlerine samimiyetle  ve sadakatle bağlı,ruhunun bütün gizli taraflarını konuşan ama bildiklerini satmayanlardır,

Fedakar oldukları için birbirlerinin derdini derdi edinen,kötü günde,dar zamanda ortadan kaybolmayan,diliyle kalbi bir,birbirlerinin gurur ve izzeti nefislerini koruyanlardır,

Birbirlerinin ve dostlarının hukukunu karşılıklı olarak eşit tutan,birbirlerinin huylarını zevklerini,duygularını beğenen,bir düşmanı bin dosttan fazla görüp dostlarını artırandır,

Bir birilerine doğruları doğru sözlerle söyleyebilen,söylendiğinde de incinmeyen,eğriye eğri,doğruya doğru diyebilen,menfaat için hakikati yalana değişmeyen temiz adamlardır,

 Birbirlerine itimat eden,güzel düşünüp,kendini doğrulara göre değiştiren, doğruyu seven, ona kavuşmak için işinde ve sözünde doğruluktan ayrılmayanlardır,

Ağır başlı ve alçak gönüllüdürler,birbirlerini ve başkalarını kıskanmazlar,kendilerine her söyleneni dinlerler ama inanmayıp,nankörlerin zararından herkesi koruyanlardır,

Gönül bağları ile birbirlerine bağlı oldukları için övünmekten,ön plana çıkmaktan kaçarlar,birbirini eleştirmekten,birbirini dinlemekten korkmaz,aksine birbirine faydalı olanlardır,

Mutlu ve uzun süreli dostlukların bir başka önemli unsuru da düşünceler ayrı da olsa karşılıklı saygıdır,hoşgörüdür ve dostların birbirlerinde kusur aramamalıdır,

Dosdoğru dost olanlar,dostluk ilişkilerinde birbirlerine karşı gevşeklik,laubalilik yapmalı,fitne ve fesat olanlardan kaçmalı, dedikodu yapanlardan uzak durmalıdır,

Hiç bir insan mükemmel değildir,dostlar birbirine zarar vermeden,yara açmadan temiz hesaplar içinde birbirlerinin yarasına merhem olmalıdır,

Öyle bir dostun olsun ki sıkıntıya düştüğünde,karşılaştığın zorlukları aşmak için en büyük dayanağın olsun.



BİLAL GÜRER

16-AĞUSTOS-2016

9 Ağustos 2016 Salı

VATAN VE DEVLET ADAMI;


Büyük devlet adamlarından Oğuz Han (Mete), kendisinden çorak bir toprak parçasını isteyen Çin elçisine, ''Toprak milletin köküdür,onu nasıl verebilirim?Benden eğerimi
isteyiniz vereyim,atımı isteyiniz vereyim,çadırımı isteyiniz vereyim fakat vatanımdan hiçbir kimse bir karış toprak istemesin veremem'' diyerek insanlık tarihine derin bir not düşer.



EY TÜRK:
Biz bizi unutunca,kendimizi ileriye hazırlayamadık.Cumhuriyetimizi reformlarla,şereflerle ve mutluluklarla taçlandırmaya devam edemedik. Ama bugün,ağır faturalar ödememek için tarihteki yıkılış  sebeplerimizi tahlil etmekten kaçınmamalıyız.

Tarihimizde yapılan nankörlüklerin fertlerden ziyade milletimizin hayat sayfalarını kirlettiğini bilmeliyiz,aldatanlara aldanıp içimizde suç işleyen,hata ve nankörlük yapanları unutmanın ise nankörlüklerin en büyüğü olduğunu unutmamalıyız.

Millet olarak biz aldanmamaya kararlı mıyız? Kararlıysak tarihimizdeki hatalar,gafletler,cehaletler ve ihanetleri sebep ve neticeleri ile aldatılışlara da ,aldanışlara da tahammül etmeden,karanlıkların sebebini teşhis edip aydınlıklara çıkmalıyız.

Gelecek günlerde,bilim,sanat,teknik,fikir ve kalem kahramanları yetiştirmek için,tarihimiz her yönü ile bilinmeli,iyisi ve kötüsü ile daima hatırlanmalı,dersler alıp birlik ve beraberliği sağlayan unsurların kaybolmaması için Atatürk'ün ''ortak payda'' amacını gerçekleştirmeye çalışmalıyız.

Türk tarihi açısından son dört yüz yıl, bir faciadır. İmparatorluk yağmalanmıştır, linç edilmiştir, bu gerçeği inkar edemeyiz. Bizi bizden iyi tanıyan batı zaaf dolu yöneticileri iş başına getirerek ''milli şuurumuzun paramparça edilmesini sağlamış,post kavgaları,bölünme senaryoları devam ettirilmiştir.” Bugün bundan dersler çıkarmalıyız.

Türk çınarını devirmek isteyen,dahili ve harici düşmanlar,1900’lü yıllardaki oyunlarını sahneye koyuyorlar. O zamanki reçeteyi bugünde geçerli saymaya çalışıyorlar. İbret alıp cevherimizin üstündeki kirleri temizleyerek, Türk Devlet felsefemiz içinde birleşip hayata geçirmek için birbirimizi anlayıp,birbirimizle birleşerek post kavgasını bir kenara bırakmalıyız.

Bugünün nesli Sevr'i iyi bilmelidir. Zaafa,bölünüşe,bayrak inkarcılarına,içeriden ve dışarıdan beslenen gaflete düşen, acımasız alçakların insanlık dışı eylemlerine prim vermemelidir. Vatan toprakları için görev yaparken şehit edilenlerin, kimsesiz bıraktığı eşleri,yetimleri ve evlat acısı çeken analarını unutmamalıdır.

DÜŞÜN
Senin törende vatan sevgisi,evlat sevgisi gibidir.

Ataların, söz konusu ''VATAN” olunca canını,malını bile vermemiş midir?
Ataların, bizler rahat yaşayalım diye, vatan yolunda,ailesini feda etmemiş midir?

DEVLET ADAMI:

 

Düşmanlıklar yaratmaz,olanlarla barış içinde yaşamak için ne gerekiyorsa  yapar ,ama düşmanlarını da unutmaz,

 

Kimlik mi,liyakat mı?toplumun hastalanmaması,milletin geleceğinin tehlikeye düşmemesi için,hakikate ve hakkaniyete önem vererek liyakat için harcanan emek,çaba,alın teri,göz nuru ile elde edilen bilginin çöpe atılmasına razı olmaz,

 

Aç gözlü olmaz,ayrıcalıklı konumundan yararlanıp kendi çıkarlarını gözetmez,

Yükseldikçe merhamet ve yardımseverlik duygularını artırmalıdır,

 

Asıl olan Millettir. Hizmet O'nadır ve her şey O'na layık olmalıdır. Devlet adamı, ufku ve idealleri olan ,milletinin değerlerini koruyan, kendisini yararlı olmak için yarınlara hazırlayan, gerçekleri görebilen ve yüreği vatan için çarpandır.

Bilal GÜRER

 


 

4 Temmuz 2016 Pazartesi

İNANCINI KAYBETMİŞ ZÜMRELER OLMAMAK VE
BAYRAMIN DEĞERLİ OLMASI İÇİN;
İnci gibi güzel söz söyleyelim,yapıcı bir dil ile gönül alıp, can incitmeyelim,
Bir harf öğretene köle bile olup,yaşadığımız her anı okuyarak değerlendirelim,
Açlığın sona ermesi için bilimi bütün hünerlerin baş tacı,bütün kapıların anahtarı yapalım,
Neşeli,sevinçli olup sağlığın en büyük servet olduğunu bilerek, ,
sıhhatimizi koruyalım,
İşlerimizi dinimiz gibi yapalım, dini ve milli günlerimizde görevimizi yerine getirelim,
Çalışmaktan,üretmekten nitelikli bilgi ile yaptıklarımızdan zevk alalım,tüketici olmayalım,
Ruhumuzu benlikten, emeksiz zenginlikten,ahlaksız kazançtan, ruhumuzu fesat olmaktan koruyalım,
Erdemli insan olup,önce vatan deyip, kazanç ve makam için onurumuzu ayak altına alıp karakterimizi bozmayalım,
Şefkatli ,merhametli,mert ve yapıcı olup,kimseye zarar vermeden çalışalım,
Fakir ve fukaranın halinden anlayıp iyi ve güzel şeylerle yardımlarına koşalım,
Kırgınlıkları, küslükleri, savaşı, çatışmayı, ayrıştırmayı sonlandıralım,
Sen,ben yok,milletin milli birlik ve beraberliğini koruması var,onu sağlayalım,
Kardeşiz diyerek,sırtı sırta vererek, hilesiz saygı ve sevginin yaşaması için çalışalım,
Sosyal dayanışma ve barış şuurunu kaybetmeyelim,geliştirelim artıralım,
Dostluk ve barış için el emeğine ,göz nuruna değer vermeyi sevelim,açları,kimsesizleri sevindirelim,ağlatmayalım,güldürelim,
Asırlardır gülmeyen Milleti güldürmek için herkesin vazifeli olduğunu bilelim,
Tarihimizden,atalarımızdan,gönüllerimizden cevherimizi almasını öğrenelim,
Bu duyguları yaşatmak için çalışsak da,çalışmazsak da,
Töremizde iyilik-güzellik istemek var, umutsuzluk yok.
BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN.
BİLAL GÜRER

13 Haziran 2016 Pazartesi

ZALİMLER KARANLIĞI SEVER,BİLİMSEL DÜŞÜNENLERİ SEVMEZ;
''Sakın zulmedenlere meyletmeyin,sempati duymayın,yoksa size ateş
dokunur''.Hud.113
''Ey efendiler, sorgulamayan insan cahildir,sorgulatmayan ise
zalim''.M.K.Atatürk
''Zulüm ile abad olanın akıbeti berbat olur''Yunus Emre
Zalimler karanlığı,kavgayı sever,bir avuç altın için bütün hakikatleri yok
etmekten çekinmez, insanlara ‘yar’ olma yerine ‘yara’ yani ateş olup
dünyayı ateşe verip harap etmekten kaçınmaz.
Zalimler,dünyayı menfaatleri için yakmaktan,yıkmaktan,doğayı
katletmekten,insanları önemsiz
görmekten,gökyüzünün kara bulutlar ile kaplanmasından, yeryüzündeki
bütün güzelliklerin küllerle örtülmesine acımaz,
Bencil ve kararmış ruhu ile cehalet bataklığına düşen zalim,
''menfaat''için insanları birbirine düşman etmekten kaçınmaz,
adaletten ayrılıp, hile,nifak yollarına baş vurup hak yemekten
utanmaz,
Zalim,hakikati gösteren vicdana sahip olmayınca,kalb terazisini de bozar,çürüyen vicdanı insan ilişkilerinde ahdi bozmaktan utanmaz,
haram kılınan zulüm'ü insanlara yaşatmaktan ar duymaz,
Zalim,düşünceyi daralttığından,sevgiden uzaklaştığından,ilmin
aydınlık,cahilliğin ise karanlık günlerin yaşatıcısı olduğuna
bakmaz,bunun için küçük haksızlıkları bile''çıkar'' için yapmaktan kaçınmaz,
Zalimin kalbi karanlıklarla dolu olduğu için,işlerinde iyilik,saygı ve
güven olmaz ,kendi kendini tatmin etmek için insanlara yaptığı zulümden zevk almanın başlı başına insanlık suçu ve günah
olduğunu anlamaz,
Zalim,yaşamı boyunca akılcılıktan uzaklaşıp,altını faziletin yerine koyarak hırslarına kavuşmak için iftira,gıybet ve dedikodularla insanları birbirine düşürür,insaf ve merhametten uzak işler yaptığı için de, hem kendisi hem de millet uyuyamaz,
İnsan olarak sorumluluğumuz.
Toplumsal ahlakımızın kaybolmaması,ortak iyiler ve insanların kendi yaşamlarını yönetmeleri için özgürlükle gelen sorumluluklardan da
kaçmadan sessiz kalmamayı görev saymalıyız, sessiz
kalmak kini,nefreti ve çürümüşlüğü kabullenmektir,insan
olarak,doğruları,yanlışları duyup,görüp,hissedip,akıla,gönüle hitap
eden katılmadığımız fikirleri bile dile getiren, insanı insan yapan
ve yücelten doğruları
yapmak için kendimizi görevli saymalıyız,
Güzellikler yapmak için,
Başkalarına eziyet etmenin ,bundan zevk duymanın, bir nevi ahlaksızlık olduğunu bilmen gerekir, bilirsen,öfkeyi artıran,zarar veren cahillerin ne yanında,ne de arkadaşı ol,olursan cahilden
ne bilgi öğrenirsin ne de görgü,alırsan aptallaşır affedilmeyen hatalar yaparsın,
Kötülükleri iyilikle kovmak,insan olmak zordur,
Haysiyetli yaşamak için,zalimlerin zulmüne,eziyetine,baskısına karşı çıkıp;sen''haksızsın'' demek,yaptığı adaletsizlikleri,zulümleri alkışlamamak,haksız yapılan her işlerine susmayıp karşı çıkmak zordur,
Azap içinde ölmemek için,bilimsel düşünüp,fakirlikten daha kötü olan cahillerden olmamak için eksiklerimizi görüp iyi şeyler
yapmak için de hislerimizi mağlup etmeliyiz,
Zalimlerin zulmüne baş eğip kapanmayan yaraların açılmasına sebep olmamak için,birbirimizi sevmede,birbirimize hayırlı işlerde yardım etmede yarışmalıyız,zenginlerin fakirlere,kuvvetlilerin
zayıflara,alimlerin cahillere destek olması,insanların kendisi için
istediğini herkes içinde isteyip yapması gerekir.
BİLAL GÜRER