9 Kasım 2016 Çarşamba

TÜRK-ATATÜRK;
((-Vazifesini tam yerine getirememiş olanın vicdan rahatsızlığına ne ilacın şifası, ne mazeretin duası kar etmez)) diyor, Mevlana Celaleddin. Bugün tarihi hafızamızdan, öz kaynaklarımızdan öylesine koptuk ki, değil binlerce sene yüz yıl öncesinde ki olayları ve kişileri bile hatırlamıyoruz. Bu durumda hali nasıl kurtaracağız? Maziye yiğitliği ve ululuğu nasıl iade edeceğiz? Tarihi uykudan uyanıp vatanımızı nasıl ebedi vatanımız yapacağız? ‘’Ne mutlu Türk’üm diyene ‘’ demekten ve olmaktan gurur duy Türk-Atatürk…
Türk-Atatürk, sen Türk milletinin öz varlığısın, ’bağımsızlık benim karakterimdir’ ’diyen ataların, el ve gönül birliği ile oluk gibi kan dökerek sadece bir savaşı kazanmanın değil, bir vatanı yok olmaktan kurtarmanın mücadelesini her alanda yaparak milli bir devlet kurmuşlardır. Ayrıca esir milletlerce de Türk’leri örnek alarak almış toplumsal ahlakı, vatanını ve milletini sevmeyi, onu koruma duygusunu, tarih kadar eski olan Türk milletinden öğrenerek zalimlerin sömürüsünden kurtulmak için kurtuluş mücadelesi vermeye başlamışlardır. Düşünceli,bilinçli,nemelazımcı olmadan aydınlık bir Türkiye’de yaşamak istiyorsan uyanık ol Türk-Atatürk…
Türk genci, dün kendini medeni sayan sözde Avrupalılar, Mondros'ta,Sevr'de seni asmak için darağacı kurdular, seni yok etmeye çalıştılar. Bugün de seni fikir  keşmekeşi içine sokup, sen-ben kavgası ile Milli Birlik ve beraberliğini bozup, kardeşi kardeşe düşman etmeye çalışıyorlar. Dünkü ve bugünkü yıkıcı, bölücü ihanet odaklarını iyi öğren, kimin dost, kimin düşman olduğunu, olabileceğini hep bil, tespit ettiklerinizi kovun aranızdan, ataların çiğnetmedi namusunu sende çiğnetme Türk-Atatürk…
Türk genci, ülkenin bölünmesi için milletin içine fitne, fesat ve kıskançlık sokup kardeşin kardeşi hayatının baharında öldürmesi için teşvik edenlere fırsat verme. Aldanan, aldatılan hale gelme. İhanetin kimlerden nasıl ve ne için geldiğini gör ki sana emanet edilen Cumhuriyeti, Hürriyeti ve Vatanımızı canı gönülden koruyasın, barış içinde kalkınmak yokluklar, fecimi feci felaketler görüp perişan olmamak için  zalimlere fırsat vermeyesin Türk-Atatürk…
Türk genci, Asyalıların güzelliklerini yaratan, yaşatan ve dünyaya yayan ataların gibi olmak için alıcı değil verici ol. Öz varlığına dön,bencil,sadist ve zalim ahlak anlayışı ile mücadele ederek,ilimli bilgi ile, azim ve iradeyle, mesleğine sadakat, ilme vefa, insanlığa dost, insaniyeti kuvvetli, yapıcı ol. Vatanının ve Milletinin yükselmesi için araştırıcı ol, bilim-teknik ve sanatın zirvesinde ol ki, kimsenin önünde diz çökmeyesin Türk-Atatürk…
Türk genci, gafil olup, kendini kimsenin insafına bırakma, fazilet ve insanlık duygularını hiç bir zaman yitirme, kötülük zehri ile beynini yıkamak isteyenlere fırsat verme. Yüzünün açık, alnının ak olması için tarihinden güç al, en güzel ahlaka sahip ol, fakir milletini hem maddeten, hem manen kalkındırmak için sorumluluk al, doğruluktan ayrılma, milli kimliğimizin parçalanmaması dil birliğimizin bozulmaması için ‘’ Türk kültürünü rehber yap ‘’Türk-Atatürk…
Türk genci,bugün,vatandaşlık vazifen, Vatanını ve Bayrağını korumak,evladına,vatandaşına, sınırlarına sahip çıkmak, yakın tarihinin düşündürücü hakikatlerine aklın ve vicdanınla eğilmek, zenginliği ilim ve hürriyette aramak,istediğin gibi düşünmek için esaret zincirini altında olsa boynuna takmamak, dünya yüzündeki son bağımsız Türk milletini, insanımızı birbirine boğazlatmak için uğraşan pis,hain,sadist düşünce sahiplerine, dahili ve harici eylemcilerin kardeş kavgası çıkarmasına fırsat vermemek için uyanık ol Türk-Atatürk…
Türk-Atatürk, ülkene mutluluk ve huzurun gelmesi, Türkiye’mizin iktisadi-ekonomik-teknolojik ve sosyolojik alanda özgür anlayış içerisinde kalkınmasını sağlamak için gönlünü doğru tut,akıllı,bilgili ve adil ol, adaletle iş gör, adalet terazisini bozma, halkı huzura kavuşturmak için çalış. Milletinin sevimli, sevgili ve gül gibi güzel kokması için şefkat, merhamet hislerini geliştirip nefsinle savaş. Hak,hukuk tecelli etsin,savaşın birbiri için yaşamak ve yaşatmak olsun Türk-Atatürk…
Türk-Atatürk, en güzel meslek, önce iyi bir ahlak, edep ve görgüdür. İyi ahlakı meslek edin, bundan hem kendin hem de milletin ve insanlık faydalansın. Mert ve çalışkan ol, vicdanına danışarak iş gör, haysiyet zedeleyici iş yapma,düşmanlığa,kine,ötekileştirmeye değil dostluğu, sevgiyi, güzelliği yaşatacak ortamı hazırlamak için çalış. Yararlı işler bilgiyle olur, araştırıcı ol, ilim adamı ol, genel kültürünü zenginleştir, dünyanın fikir gelişmesini takip et ve öğren, dünyayı tanı ve takip etki,aciz, haysiyetsiz ve korkak olmayasın. Aziz, hür ve müstakil yaşamak için her alanda insanlığa faydalı olacak yeni işler yap Türk-Atatürk…
Türk-Atatürk,Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesini, ’’ ulus devlet,sosyal devlet ve  laik devlet ‘’ olarak ebediyen yaşaması bu üç maddenin de içinin boşaltılmaması ve  bu değerlerin yüceltilmesi,yaşama biçimimiz olması gerekmektedir bunun için de gaflet,dalalet ve hıyanete düşmen için Sevr’i yeniden bize yaşatmak isteyenlerin oyununa gelme ,hal ve ahlakını faziletli olmak için düzenle, öfke ve ihtiraslarını aklının gerisine al ki,yarınlar bizim ve dünya durdukça bizim olsun Türk-Atatürk… 
 BİLAL GÜRER
10-KASIM-2016

7 Kasım 2016 Pazartesi




PARSEL PARSEL EDİLEN DÜNYADA MUTLU YAŞAMAK İÇİN;

Güzeli görebilmek,duyabilmek,mutlu olabilmek sıradan bir iş değildir,

Mutlu insan olmak mı istiyorsun,işini severek yapacaksın,akıllı,namuslu ve adil olmayı vazife sayıp, sevdiğin şeylere ulaşmak için ızdırap çekmesini,mücadele etmesini bileceksin,işte o zaman evin de,ülken de rahat ve mutlu olarak yaşarsın,

Elin de olanlarla yetinmeyeceksin,kendini eğitip öğrenmeyi,öğretmeyi ve paylaşmayı seveceksin, korku ve meşakkat içinde bolluğun bir işe yaramayacağını bileceksin, emniyet ve huzur içinde yaşamak için kendin olup,sevilmek için sevmeyi,bileceksin, işte o zaman mutlu yaşarsın,

Yaratılıştan getirdiğin ''bencillik eğilimini'' kişisel hırslarını,ahlak ve fazilete zarar verir hale sokmayacaksın,bencillik eğilimini dengeye getirecek fedakarlıkları yapacaksın, hayatı bir çekişme ve sürtüşme alanına dönüştürür isen muhtaç olduğun mutluluk, barış ve huzuru nasıl yakalarsın?   

Varlığını meşrulaştırmak istiyorsan,benlik kavgasını bir kenara bırakacaksın ben değil o diyeceksin,başkalarına iyilik etmeyi,yararlı olmayı, etrafınla iyi ilişkiler kurmayı,her çalışanın hakkını vermeyi, şeffaf, paylaşımcı,üretken olacağı bir iş ortamında çalışıp mutlu olmalarını sağlayacaksın .
Düşmekte yükselmekte insanın kendi elinde,hayat mücadelesini kazanmak için bakıp geçmeyen, gören,sorumluluğunu yerine getiren,iç güzelliği tam,kültürlü,donanımlı ve mesleğinin konusuna hâkim olacaksın,bilgi ve deneyimlerinden başkalarının da fayda görmesini sağladığında mutlu olacaksın,

İyilikle kötülüğün bir olmadığını bilirsen,kötülükle mücadele ederken vicdanınla yüzleşip dağı görüp tavşan,denizi görüp balık olmazsan,tüyü bitmedik yetimi düşünüp hakkını yemezsen,kutsal değerleri koruyup çalana da,çaldırana da, riya ve hile yapana da göz yummaz karşı çıkarsan iyi insan ve iyi vatandaş olarak anılırsın, 

Gönül insanı,hizmet insanı olup toplum için yararlı hizmetler ve iyilikler yapmak için çalışmalısın,tüketirken tükenmemek için aç gözlü olmayıp gönül dünyanı toplumun çıkarlarını hesaba katarak,pozitif düşünerek,işinde,davranışlarında samimi olmalısın,
çözüm üreterek hayatı anlamlandırmalısın,

Her zaman ileri bakan ve pişmanlık yaşamayan birisi olmalısın,“keşke”lere yer vermemelisin her hatadan bir tecrübe bir ders çıkarmalısın yaşamın da karşılaştığın her olayın bir nedeni olduğunu anlamalısın,   

Çok güzel bir farklı kültürleri barındıran bir ülkede yaşadığını bilmelisin,mutlu bir insan olmak için elinden geleni yapmalısın,fakiri ile,zengini ile,ülkenin tüketim alışkanlıklarına bir çeki düzen verip tüketim toplumu olmaması için,dikkatli olmalısın, her yerde her koşulda mutlu olmak için çalışmalısın.

Dünyayı parsel parsel eden güçlerin çıkardığı problemlerden ülkemizin zarar görmemesi için güçlü olmalıyız ki Demokles'in kılıcı başımızın üzerinde sallanıp durmasın.

BİLAL GÜRER
06-11-2016





3 Kasım 2016 Perşembe

DOĞRU İLE YANLIŞI AYIRT ETMEK,
Doğru ile yanlışı ayırt edenler,zamanı kazananın, her şeyi kazanacağını; zamanın insana verilmiş bir emanet olduğunun bilinci ile onun kıymetini bilirler. Aldıkları her kararı günü kurtarmak için değil, asırlar sonrasını düşünerek alırlar.
Doğru ile yanlışı ayırt edenler,doğru söz söyleyen ile verdiği sözü tutmayanı.Hile ile iş gören ile dosdoğru olanı.Kendi kusurlarını, yalanlarını, hilelerini gizleyip; başkalarının zayıf ve yanlış taraflarını, iğrenç yalanlarla, gözyaşı dökerek aldatanları, birbirinden ayırmalılar.
Doğru ile yanlışı ayırt edemeyenlerin acı çekebilecekleri,acı,cefa çekmemek için de, insanların bilgi öğrenmeyi bir yük değil, zevk olarak görmeleri gerekmektedir.Gaflet uykusuna dalmadan, doğru ile yanlışı ayırt etmeyi başarmalıdırlar.
Doğru ile yanlışı ayırt edenler, öğrendikleri ile kalbini temiz tutmayı.Kimseye zarar vermemeyi bilirler. Akıllı ve güzel düşünüp, yapacağı her işi danışarak, kötülükleri yok edecek iyilikle sonuçlanacak işler yaparlar.
Geleceğimizin liderleri olacak çocuklarımızın doğru ile yanlışı ayırt edebilmeleri için; sağlıklı bir vücuda, sağlam bir akla, güçlü ruhsal bağlara sahip olmaları gerekmektedir.Çocuklarımızın iyi huylu olması, yeteneklerinin gelişmesi, temiz kalpli olarak yetişmeleri çalışmalıdır.
Doğru ile yanlışı ayırt edemeyenler ahlaki değerleri yok sayarak şöhret olmak için yanıp tutuşurlar. Yumuşa huylu, cömert ve güzel düşüncelerden uzak kalarak yaşadıkları için, faydası olmayan hayaller kurarak insanları dara düşüren, inciten işler yaparlar.
Doğru ve yanlışı ayırt edemeyenler, “kırılmış yumurtayı” tekrar eski haline ben getiririm, diyenlere de,dünyanın bütün bilginleri toplansa da,” kırılmış yumurtanın” kırılmamış haline tekrar gelmesinin imkânsız oluğunu söyleyenlere de, inanırlar.
Doğru ile yanlışı ayırt edemeyenler,insanları tüketime alıştırıp; ölçüyü tartıyı adaletle yapmayanları, dürüstlük kuralını ihlal edenleri,ahlakın düzenleyici rolünü göremediler. İşlerinde hile yapanların, ölçülü ve dengeli işler yapmalarını sağlayamadılar.
Doğru ile yanlışı ayırt edenler,göz boyayarak,yozlaşma ve bilgi kirliliği ile kültürel emperyalizminin meydana getireceği yıkımın sonucunu görürler. İnsanı insan yapan değer yargıları olmadan hayatın yaşanmaz olacağını bilip, hayatı pahasına da olsa bu değerlerin yaşaması için çaba harcarlar.
Doğru ile yanlışı ayırt edenler,dürüstlük ve doğruluğun insanı koruduğunu bilir. Titiz bir şekilde doğru ne ise onun için yaşar. Ayıp ve kusurları gördüğünde, sağlık ve huzuru bozacağını düşünerek düzeltilmesini sağlar.
BİLAL GÜRER.
03-11-2016

24 Ekim 2016 Pazartesi

MUTSUZ OLUŞUMUZDAN KİMSEYİ SORUMLU TUTMAMALIYIZ,
Mutluluk,ne zengin ne de fakir der,dirlik ve düzenin kıymetini, yaşamayı bilenleri sever,mutlulukta,mutsuzlukta kendiliğinden gelmez onları biz kendimiz yaratırız,
İnsanın yapısında var olan mutsuz ve huzursuz yaşama korkusunun her olumsuz işin hazırlayıcısı kendisidir,hırsını yenemediği için de kendisinin mutsuz yaşama nedenlerini hazırladığından mutsuzluk nedenlerini kendimizin dışında aramamalıyız.
Mutluluk ve gerçek özgürlüğü yaşayabilmek için karşılıklı güvene, sevgiye dayalı toplumsal birliği güçlendiren,''ben''değil ''o'' diyen ''verme'' ruhunu bizler tembelliğe ve asalaklığa sebep olarak yaşama şekline dönüştürdüğümüz için mutsuzluğun sebebini kendimizde arayıp başkalarını suçlamamalıyız,
Duygu sömürüsü yaparak mutluluğumuza engel olma suçunu başkalarının üzerine atanlar,kendilerini sorumluluktan kurtarıp rahatlamak için yalan söyleyip, haksızlık yaptıklarında karşı çıkmadığımız için biz sorumluluktan kurtulamayız,.
Kimsenin bizim hatalarımızı düzeltmesini beklemeden,kendi yaptığımız hatalarımızı görerek,kendimize çeki düzen verip,kendimizi acınacak duruma düşürmeden sırtımızı bir yerlere dayamadan,bedavadan yaşamadan “adam gibi” yaşamayı tercih etmememiz de başkaların da suç aramamalıyız .
İnsan ilişkilerimizde,irademizi doğru kullanmayıp kişisel hırslarımıza ulaşmak için,haksızlıklar ve ikiyüzlülüklerle başkalarına zulüm ederek,çamur atarak,iftiralarla barışı yok edip mutsuzluklara sebep olan huzursuz yaşama ortamını biz yaratırız.
Başkalarına olan şahsi üzüntü ve kızgınlıklarımızı,kendi kendimize aşık olup, kendimizi beğenmiş olduğumuzdan bütün şahsilikleri devre dışı bırakıp kişisel zevk ve arzularımıza kavuşmak için başkalarının yararını bir kenara bırakmaktayız,
Asıl güzellik iç güzelliği,davranış güzelliği bu güzelliği dedikodu ve arkadan konuşma ile kendimiz bozarak,insanların birbirine kin duymasının sebeplerini hazırlar,düşmenin de,yükselmenin de kendi elimizde olduğunu bilmeden mutluluğumuzu kendimiz bozarız.
Zaafa düşerek,kural tanımadan yalanlarla yaşayanlar,dalavereler çevirerek,haksızlıklar yaparak kendi isteklerinin olması için başkalarının zarar görmesini umursamadan,menfaatlerine uygun yaşayanlar kendinizin küçük düşme ve mutsuz yaşama sebebini başkalarında aramayız

Başarıları olduğu kadar başarısızlıkları da üzerimize alacak kadar güçlü olup,mutlu yaşamak için hoşgörü ve hataları Adalet dediğimiz kavramın özünü bozmadan karşılıklı güven ve saygı içerisinde,söz ve davranışlarımızla hayat boyu seven ve sevilen olarak yaşamalıyız.
''Yokluğunda,varlığında kıymetini bilerek ,dışı kalaylı içi vay vaylı mutluluklar yaşayanlardan olmamalıyız''
BİLAL GÜRER
24-10-2016

14 Ekim 2016 Cuma

BÜYÜKLENENLER,
RUH GÜZELLİĞİNİ TERK EDENLER;
Büyüklenmeden, ülkemize ve insanlara faydalı olmak için: Hoş olmayan, tedavi edilmesi zor olan her düşüncenin, olayın, fikrin karşımıza çıkmasına izin vermemeliyiz. Verirsek biz sorumluyuz, insanlar bunu bilmeliler.
Büyüklenenler,kuvvetli, üstün ve yüce olmak için yalnız kendini ve kendi çıkarını, düşünerek yaşar. Başkalarını dikkate almaz, kendini diğer kişilerden üstün görürler.
Büyüklenenler: Maddi refah üstünlüğünü düşündüklerinden ülkesinin ve dünyanın bir köşesinde masum, mağdur, muhtaç insanların öldüğünü görse bile hiç etkilenmezler.
Büyüklenenler: Hep kendisi büyük olsun, ben ne olursam olayım herkes beni sırtında, omzunda taşısın, makam, ilim, mal, servet ve karar verme yetkisinin hep kendi elinde toplanmasını isterler.
Büyüklenenler: Sadece önce kendi rahatını düşünürler, insanlığa bir şey verme dertleri olmadığından çıkarının olduğu her yerde herkese iyi davranırlar. Acımadan başkalarını kullanmaktan hiç çekinmezler.
Büyüklenenler: Başkalarını korkuyla yaşatmaktan zevk alırlar. Sevgiyle yaşamak isteyenlere fırsat bile vermezler, gerçekle yüzleşmezler ve çıkarları yoksa başkalarının ihtiyaç ve problemleriyle hiçbir şekilde ilgilenmezler.
Büyüklenenler: Kendisinden büyük olanların önünde eğilirler, küçük olanları ezmek için güç kullanmaktan, onları saf dışı etmek için iftira atmaktan, sorumluluğu başkalarının üzerine yüklemekten çekinmezler.
Büyüklenenler: İnsanların iyi yönlerinden, övgü ile dürüst şekilde başarılarından yararlanmak yerine; yetenekleri olanları, yağcılık yapmadıkları için inciterek saf dışı ederler.
Oysa gerçek büyüklük mağruriyet değildir. Gerçek büyükler: Kimsenin hatasını yüzüne vurmazlar, rakiplerinin hatası varsa düzeltilmesini isterler aleyhine kullanmazlar, onların gururunu incitmez, akıllı ise emir vermek yerine sorular sorulmasına izin verirler.
Gerçek büyük insanlar: Erdemli, doğru insan olup karşısındakileri eleştirmeden önce yaşamı şekillendiren gerçeklerle yüzleşmeli, kendi hatalarını görmeli, hatalarından söz etmeli, “iğneyi kendisine, çuvaldızı başkasına batırıp”, yanlışlıklarını bilmeliler.
Büyük insan diyebildiklerimiz: Kötü şeyleri değil, iyi şeyler yapmak için; kendini donattığı zaman yokluğun ve çözümsüzlüğün içinden bir çözüm bulur. Toplumun zihninde canlandırdıklarının gerçekleşmesini sağlayabilirler.
Biz Türklerin özü insanı seven ve yücelten bilgilerle, hünerlerle dolu olmalı. Türk insanı büyüklenmeden herkese yardım eden, kimseye avuç açmayan, almaya değil vermeye çalışan, herkesin iyiliğini isteyen, güneş gibi aydınlatan düşünce ve fikirlerin olduğu cömertlik denizinde yüzmelidir.

BİLAL GÜRER
12-10-2016

2 Ekim 2016 Pazar

Yaşamak;
''Gerçek zenginliğin gönül zenginliği olduğunu bilerek yaşamak'
Aslı temiz olarak yaşamak için, başkalarının bizi hak etmediğimiz yerlere yükseltmesine izin vermeden, kendi gücümüz ile aczi ayaklar altına alıp,kibirlenmeden,büyüklenmeden şerefli yaşamak,
Hayatı anlayarak, gerçekleri görerek hesabı temiz olan bir usta gibi yüzü ak,alnı açık ve alın teri ile yıkadığı yüzünün hep gülen doğru bir hayatı yaşamak için yanlış hayaller kurmadan kusursuz ve mutlu yaşamak,
Yaşarken her insana kıymet veren,benliğini öne çıkarmayan kıymet verdiği insanları kıskanmayan,öldükten sonra da onları övmeyen,bildiğini bilen,bilmediğini de bilen olarak ve nereye gitse kıymeti bilinen olarak yaşamak,
Nemelazımcılara da,nenelazımcılara da kızarak kötülüklerin olmaması için yapması gerekenleri kendi özünün farkında olup kör, sağır ve dilsiz olmadan,susmadan karanlıkları aydınlatmak için mücadele ederek yaşamak
Acı ve korkulara göğüs gerip,gelişme için kitaptan,uzak durmayıp okuyan düşüncelerini olgunlaştırıp bilgi öğrenen, bilgisinden de, görgüsünden de yararlanılan,zalim değil merhametli başkalarının elinde olana değil kendi elinde olana güvenerek yaşmak,
Makam, mevki ve şöhret sahibi olmak için kurnazlık yapmadan işine geldiği gibi yaşamak için zora başvurmayarak,insanların akıllarını çelmeden,yalanı allayıp pullamadan,göz boyamadan, kanunlara uyarak iki kimlikli olmadan yaşamak,
Bir ışık kaynağı haline gelip ışığı tutmakta ve yaymakta usta olup,kendinizi daha çok severek,başkalarına verdiğiniz ışığın hayatınızı güzelleştireceğini,hayatınıza daha iyi şeylerin katacağını bilerek yaşamak,
Gerçek bir sevgiyi,kendinden başka olanları da severek,hoş görülü olup ötekileştirmeden ''Yaşama sanatının içinde insanın,hem sanatçı,hem de sanatçının ürünü'' Yani hem doktor,hem de hasta olduğunu bilerek ve kadere inanarak yaşaması ne güzel.
BİLAL GÜRER
30-09-2016

23 Eylül 2016 Cuma

Bu millete ne oldu? 
Koskoca ağaçların bile bir tohumun eseri olduğunu bilmiyor. Kiminle konuşsan, dertleşsen; kadını-erkeği, genci-ihtiyarı, işçisi-köylüsü, kentlisi, okumuşu, okumamışı, yoksulu, varlıklısı herkes ''güleç bir yüzle ve tatlı bir sözle gönül almanın; acımanın, gelmeyene gitmenin, vermeyene vermenin, komşuluğun, akrabalığın, yaratandan ötürü yaratılana saygının yok olduğunu hayal kırıklıklarının verdiği acılar içerisinde yaşadığını söylüyor. 
Kimse kimseye gönlünün kapılarını sevgi ile açmaya, veren el olmaya, güzel duyguları acıları ve iyilikleri paylaşmaya korkuyor. Hayal kırıklığına uğrayabilirim; umulmadık hareketler görebilirim, beklenmedik sözler duyabilirim korkusu yüzünden, kimse kimsenin elini tutmak bile istemiyor. 
Öyle bir toplum olduk ki örnek insan bulup, ona güvenip örnek alıp; peşinden gitmek için kıvranıyoruz. Bugün, düşünen, hassas insanların emekleri boşa gidiyor. Özleri ve davranışları arasındaki çelişkileri artan insanlar çoğaldıkça çoğalıyor. İnsana yakışmayan bu davranışlara; çıkarı olanlar: “İşine geldiği için ses çıkarmıyor.” Erdemli olan insanlar da hayal kırıklıkları içinde tutunacak dal arıyor. 
Yıllardır herkes birbirine soruyor: “Evlatlarımızı sağlıklı, ince ruhlu, sevmeyi, sevilmeyi bilen. Egoist, kendini beğenmiş, duygusuz, yardımlaşma duygusundan uzak olmadan; herkesten, her şeyden bir ders alarak; edepli yaşamayı. Hava, su ve ekmek kadar önemli, küçük şeylerin bütünün içinde aldığı yeri görmelerini ümit ederek yaşıyoruz. Kendimizi aldatmayalım. Hoşgörü ile gönül penceremizi adaletsiz olan her işe kapatalım. Hiç bir şeye işimize geldiği gibi bakmayalım. Edep dolu, saygı dolu, incelik dolu, sevgi, saygı ve merhametle ile veren el olup; taş gönüllülükten kurtulunca, insan da insan gibi olunca hayat ne güzel yaşanıyor. 
Bilmeliyiz ki:” Her şey her şey için, her şey bir şey için vardır.''
BİLAL GÜRER 
23-09-2016