22 Ağustos 2016 Pazartesi

Güçlü,büyük Türkiye'yi kim Cennete çevirecek,her yeri cehennem olmaktan kim kurtaracak?

Yıllardır büyüyen gafleti göremeyip siyasi ödün verenler mi?
1919 da ''hali görüp bu halden kurtulmak için,esir yaşamak bana yakışmaz diyerek,maziye yiğitliği ve ululuğu iade etmek için İstiklal harbini yapan,bir Vatanı ebedi Vatan yapmak ve bağımsız yaşamamızı sağlayan ATATÜRK ve silah arkadaşlarının mücadelesini anlamayanlar mı?
Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Milli Birlik ve Bütünlüğünü yıkmak,rejimini değiştirmek isteyen dış güçlerin maşaları olan terör örgütlerinin katliamlarını aşağılamak,kınamak yerine ortadan kaldırmak,yok etmek için mücadele yapmayıp,yaptığı mücadele de başarısız olanlar mı?
'' Milleti ''daha büyük çıkılması zor çukura düşürdüklerini,öfkenin, kinin gözleri kör,kulakları sağır ettiğini,aydınların,halkın,dini ve milli müesseselerin sivil toplum örgütlerinin tehlikenin büyüklüğünü görerek söylediklerini duymayanlar mı,göremeyenler mi?
''SEVR''i gerçekleştirmek isteyen emperyalistlerin,bugün yeşil kuşak projesini hayata geçirmek için T.C.Devlet'ini içeriden ve dışarıdan sosyal,kültürel ve ekonomik alanda can ve mal güvenliğinin olmadığı ortamları yaratarak çökertmeye çalıştıklarını anlamayanlar mı, görmeyenler mi?
Kendilerini Türkiyeli sayıp, bu ülkeden beslenen,helal,haram demeden para kazanmak için her yola baş vuran,avantaj ve menfaat zihniyeti ile her türlü teşvikleri alarak sıcak para kazanan,tüketici ve sorumsuz bir neslin yetişmesine göz yuman halkın masum sosyal,dini isteklerini yerine getirerek kandırıp Vatanımızı bölmek isteyen ve bölücülük yapanların bir dediğini iki etmeyip yerine getiren yöneticiler mi?
Milli,dini ve ahlaki her türlü değerleri,ben koruyacağım diye iktidar olan, Milletin iyi niyetini suistimal edip bu değerleri utanmadan, sıkılmadan ayakları altına alanlar ''NE MUTLU TÜRK'ÜM ''demeyi yasaklayanlar mı?,TÜRK BAYRAĞININ küçük düşürülmesine göz yumanlar mı?KURAN'I SİYASETE alet edenler mi?
Eğitimi milletin geleceği görüp Türk Vatanına sahip çıkacak bir nesil yetiştireceğine, tehlikeyi görmeyip eğitim-öğretim kurumlarında bıraktıkları boşluklardan yararlananların her türden eğitim kurumlarını kurmalarına göz yumarak,destekleyerek burada yetişen Anadolu'nun garip,yoksul Vatansever ailelerinin çocuklarını ileride milletin başına dert olacağı gerçeğini görmeyenler mi? uyarılara kulak asmayan,uyaranları azarlayanlar mı? tarihi uykudan uyanamayanlar mı? Vatanımızı bugünkü duruma getirenler mi?
Toplum mühendisliği projeleri ile düşmanlarımızın kontrolünde yetiştirilen ve belli önemli kurumları ele geçirenler kalplerinde, beyinlerinde bin bir türlü melanet bulunan ve egolarını tatmin etmek için milli ittifak yerine milletin gururunu zedeleyenler mi? sınıf kavgası çıkaranlara göz yumanlar mı?barış yerine saldırganlığa hak verenler mi?
Binlece yıllık tarih hayatımızda başımıza gelen kötü günleri bir daha yaşamamamız için ileriye nasıl bakmamızı,çağdaş ve birleştirici bir kimlik kazanmamız ve millet egemenliği ilkesiyle ülke bütünlüğüne önem veren,karşılaşılacak tehlikeleri anlatan ATATÜRK'ü ''Ey Türk Gençliği diye başlayan hitabesini'' ve bugün Türkiye Cumhuriyeti Devletini içeriden ve dışarıdan yıkmaya çalışanlar mı?
ATATÜRK;
''Allah,lafla,siyasetle,düşmanın aldatıcı sözlerine kulak vererek görev yapanların musibetlerinden bu Milleti Korusun'' DEMİŞTİ.
Ama anlamadık,
BİLAL GÜRER
21-AĞUSTOS-2016
Daha fazla ifa

15 Ağustos 2016 Pazartesi

Dostlar;
Dost doğru dost olanlardır,
Dost doğru dost oldukları için işlerinin gölgeleri de doğru olanlardır,
Biz insanlar,

Bir çok önemli şeyi seçmeden dünyaya geliriz,seçtiğimiz ve hayatımızdaki en önemli şey şahsiyetimizi ve fikri olgunluğumuzu geliştirecek,iyi huylu,güler yüzlü,tatlı dilli ve ruhi gıdamız olan dostlarımızdır,

Dostluk,iki yüreği bir yürek yapmak için akan bir nehir gibidir. gittiği yeri de temizler geldiği yeri de önemli olan darbe vurup,samimiyeti kırıp yıkmamasıdır,

Dost,aileden biri gibidir,birbirini anlayandır,sevendir,iyi vakit geçirdiğinizdir,kendinize bile söyleyemediklerinizi konuşabileceğiniz kadar içinizdir,kalbinizdir,aklınızdır,

Dostluğun başarılı olması için almaktan çok vermeyi göze alanlar, dostunun ihtiyaçlarını kendi tercihlerinden ve rahatından önde tutanlardır.

Saygıda,sevgide,acımada ölçülü,merhametleri bol,birbirlerine samimiyetle  ve sadakatle bağlı,ruhunun bütün gizli taraflarını konuşan ama bildiklerini satmayanlardır,

Fedakar oldukları için birbirlerinin derdini derdi edinen,kötü günde,dar zamanda ortadan kaybolmayan,diliyle kalbi bir,birbirlerinin gurur ve izzeti nefislerini koruyanlardır,

Birbirlerinin ve dostlarının hukukunu karşılıklı olarak eşit tutan,birbirlerinin huylarını zevklerini,duygularını beğenen,bir düşmanı bin dosttan fazla görüp dostlarını artırandır,

Bir birilerine doğruları doğru sözlerle söyleyebilen,söylendiğinde de incinmeyen,eğriye eğri,doğruya doğru diyebilen,menfaat için hakikati yalana değişmeyen temiz adamlardır,

 Birbirlerine itimat eden,güzel düşünüp,kendini doğrulara göre değiştiren, doğruyu seven, ona kavuşmak için işinde ve sözünde doğruluktan ayrılmayanlardır,

Ağır başlı ve alçak gönüllüdürler,birbirlerini ve başkalarını kıskanmazlar,kendilerine her söyleneni dinlerler ama inanmayıp,nankörlerin zararından herkesi koruyanlardır,

Gönül bağları ile birbirlerine bağlı oldukları için övünmekten,ön plana çıkmaktan kaçarlar,birbirini eleştirmekten,birbirini dinlemekten korkmaz,aksine birbirine faydalı olanlardır,

Mutlu ve uzun süreli dostlukların bir başka önemli unsuru da düşünceler ayrı da olsa karşılıklı saygıdır,hoşgörüdür ve dostların birbirlerinde kusur aramamalıdır,

Dosdoğru dost olanlar,dostluk ilişkilerinde birbirlerine karşı gevşeklik,laubalilik yapmalı,fitne ve fesat olanlardan kaçmalı, dedikodu yapanlardan uzak durmalıdır,

Hiç bir insan mükemmel değildir,dostlar birbirine zarar vermeden,yara açmadan temiz hesaplar içinde birbirlerinin yarasına merhem olmalıdır,

Öyle bir dostun olsun ki sıkıntıya düştüğünde,karşılaştığın zorlukları aşmak için en büyük dayanağın olsun.



BİLAL GÜRER

16-AĞUSTOS-2016

9 Ağustos 2016 Salı

VATAN VE DEVLET ADAMI;


Büyük devlet adamlarından Oğuz Han (Mete), kendisinden çorak bir toprak parçasını isteyen Çin elçisine, ''Toprak milletin köküdür,onu nasıl verebilirim?Benden eğerimi
isteyiniz vereyim,atımı isteyiniz vereyim,çadırımı isteyiniz vereyim fakat vatanımdan hiçbir kimse bir karış toprak istemesin veremem'' diyerek insanlık tarihine derin bir not düşer.



EY TÜRK:
Biz bizi unutunca,kendimizi ileriye hazırlayamadık.Cumhuriyetimizi reformlarla,şereflerle ve mutluluklarla taçlandırmaya devam edemedik. Ama bugün,ağır faturalar ödememek için tarihteki yıkılış  sebeplerimizi tahlil etmekten kaçınmamalıyız.

Tarihimizde yapılan nankörlüklerin fertlerden ziyade milletimizin hayat sayfalarını kirlettiğini bilmeliyiz,aldatanlara aldanıp içimizde suç işleyen,hata ve nankörlük yapanları unutmanın ise nankörlüklerin en büyüğü olduğunu unutmamalıyız.

Millet olarak biz aldanmamaya kararlı mıyız? Kararlıysak tarihimizdeki hatalar,gafletler,cehaletler ve ihanetleri sebep ve neticeleri ile aldatılışlara da ,aldanışlara da tahammül etmeden,karanlıkların sebebini teşhis edip aydınlıklara çıkmalıyız.

Gelecek günlerde,bilim,sanat,teknik,fikir ve kalem kahramanları yetiştirmek için,tarihimiz her yönü ile bilinmeli,iyisi ve kötüsü ile daima hatırlanmalı,dersler alıp birlik ve beraberliği sağlayan unsurların kaybolmaması için Atatürk'ün ''ortak payda'' amacını gerçekleştirmeye çalışmalıyız.

Türk tarihi açısından son dört yüz yıl, bir faciadır. İmparatorluk yağmalanmıştır, linç edilmiştir, bu gerçeği inkar edemeyiz. Bizi bizden iyi tanıyan batı zaaf dolu yöneticileri iş başına getirerek ''milli şuurumuzun paramparça edilmesini sağlamış,post kavgaları,bölünme senaryoları devam ettirilmiştir.” Bugün bundan dersler çıkarmalıyız.

Türk çınarını devirmek isteyen,dahili ve harici düşmanlar,1900’lü yıllardaki oyunlarını sahneye koyuyorlar. O zamanki reçeteyi bugünde geçerli saymaya çalışıyorlar. İbret alıp cevherimizin üstündeki kirleri temizleyerek, Türk Devlet felsefemiz içinde birleşip hayata geçirmek için birbirimizi anlayıp,birbirimizle birleşerek post kavgasını bir kenara bırakmalıyız.

Bugünün nesli Sevr'i iyi bilmelidir. Zaafa,bölünüşe,bayrak inkarcılarına,içeriden ve dışarıdan beslenen gaflete düşen, acımasız alçakların insanlık dışı eylemlerine prim vermemelidir. Vatan toprakları için görev yaparken şehit edilenlerin, kimsesiz bıraktığı eşleri,yetimleri ve evlat acısı çeken analarını unutmamalıdır.

DÜŞÜN
Senin törende vatan sevgisi,evlat sevgisi gibidir.

Ataların, söz konusu ''VATAN” olunca canını,malını bile vermemiş midir?
Ataların, bizler rahat yaşayalım diye, vatan yolunda,ailesini feda etmemiş midir?

DEVLET ADAMI:

 

Düşmanlıklar yaratmaz,olanlarla barış içinde yaşamak için ne gerekiyorsa  yapar ,ama düşmanlarını da unutmaz,

 

Kimlik mi,liyakat mı?toplumun hastalanmaması,milletin geleceğinin tehlikeye düşmemesi için,hakikate ve hakkaniyete önem vererek liyakat için harcanan emek,çaba,alın teri,göz nuru ile elde edilen bilginin çöpe atılmasına razı olmaz,

 

Aç gözlü olmaz,ayrıcalıklı konumundan yararlanıp kendi çıkarlarını gözetmez,

Yükseldikçe merhamet ve yardımseverlik duygularını artırmalıdır,

 

Asıl olan Millettir. Hizmet O'nadır ve her şey O'na layık olmalıdır. Devlet adamı, ufku ve idealleri olan ,milletinin değerlerini koruyan, kendisini yararlı olmak için yarınlara hazırlayan, gerçekleri görebilen ve yüreği vatan için çarpandır.

Bilal GÜRER

 


 

4 Temmuz 2016 Pazartesi

İNANCINI KAYBETMİŞ ZÜMRELER OLMAMAK VE
BAYRAMIN DEĞERLİ OLMASI İÇİN;
İnci gibi güzel söz söyleyelim,yapıcı bir dil ile gönül alıp, can incitmeyelim,
Bir harf öğretene köle bile olup,yaşadığımız her anı okuyarak değerlendirelim,
Açlığın sona ermesi için bilimi bütün hünerlerin baş tacı,bütün kapıların anahtarı yapalım,
Neşeli,sevinçli olup sağlığın en büyük servet olduğunu bilerek, ,
sıhhatimizi koruyalım,
İşlerimizi dinimiz gibi yapalım, dini ve milli günlerimizde görevimizi yerine getirelim,
Çalışmaktan,üretmekten nitelikli bilgi ile yaptıklarımızdan zevk alalım,tüketici olmayalım,
Ruhumuzu benlikten, emeksiz zenginlikten,ahlaksız kazançtan, ruhumuzu fesat olmaktan koruyalım,
Erdemli insan olup,önce vatan deyip, kazanç ve makam için onurumuzu ayak altına alıp karakterimizi bozmayalım,
Şefkatli ,merhametli,mert ve yapıcı olup,kimseye zarar vermeden çalışalım,
Fakir ve fukaranın halinden anlayıp iyi ve güzel şeylerle yardımlarına koşalım,
Kırgınlıkları, küslükleri, savaşı, çatışmayı, ayrıştırmayı sonlandıralım,
Sen,ben yok,milletin milli birlik ve beraberliğini koruması var,onu sağlayalım,
Kardeşiz diyerek,sırtı sırta vererek, hilesiz saygı ve sevginin yaşaması için çalışalım,
Sosyal dayanışma ve barış şuurunu kaybetmeyelim,geliştirelim artıralım,
Dostluk ve barış için el emeğine ,göz nuruna değer vermeyi sevelim,açları,kimsesizleri sevindirelim,ağlatmayalım,güldürelim,
Asırlardır gülmeyen Milleti güldürmek için herkesin vazifeli olduğunu bilelim,
Tarihimizden,atalarımızdan,gönüllerimizden cevherimizi almasını öğrenelim,
Bu duyguları yaşatmak için çalışsak da,çalışmazsak da,
Töremizde iyilik-güzellik istemek var, umutsuzluk yok.
BAYRAMINIZ KUTLU OLSUN.
BİLAL GÜRER

13 Haziran 2016 Pazartesi

ZALİMLER KARANLIĞI SEVER,BİLİMSEL DÜŞÜNENLERİ SEVMEZ;
''Sakın zulmedenlere meyletmeyin,sempati duymayın,yoksa size ateş
dokunur''.Hud.113
''Ey efendiler, sorgulamayan insan cahildir,sorgulatmayan ise
zalim''.M.K.Atatürk
''Zulüm ile abad olanın akıbeti berbat olur''Yunus Emre
Zalimler karanlığı,kavgayı sever,bir avuç altın için bütün hakikatleri yok
etmekten çekinmez, insanlara ‘yar’ olma yerine ‘yara’ yani ateş olup
dünyayı ateşe verip harap etmekten kaçınmaz.
Zalimler,dünyayı menfaatleri için yakmaktan,yıkmaktan,doğayı
katletmekten,insanları önemsiz
görmekten,gökyüzünün kara bulutlar ile kaplanmasından, yeryüzündeki
bütün güzelliklerin küllerle örtülmesine acımaz,
Bencil ve kararmış ruhu ile cehalet bataklığına düşen zalim,
''menfaat''için insanları birbirine düşman etmekten kaçınmaz,
adaletten ayrılıp, hile,nifak yollarına baş vurup hak yemekten
utanmaz,
Zalim,hakikati gösteren vicdana sahip olmayınca,kalb terazisini de bozar,çürüyen vicdanı insan ilişkilerinde ahdi bozmaktan utanmaz,
haram kılınan zulüm'ü insanlara yaşatmaktan ar duymaz,
Zalim,düşünceyi daralttığından,sevgiden uzaklaştığından,ilmin
aydınlık,cahilliğin ise karanlık günlerin yaşatıcısı olduğuna
bakmaz,bunun için küçük haksızlıkları bile''çıkar'' için yapmaktan kaçınmaz,
Zalimin kalbi karanlıklarla dolu olduğu için,işlerinde iyilik,saygı ve
güven olmaz ,kendi kendini tatmin etmek için insanlara yaptığı zulümden zevk almanın başlı başına insanlık suçu ve günah
olduğunu anlamaz,
Zalim,yaşamı boyunca akılcılıktan uzaklaşıp,altını faziletin yerine koyarak hırslarına kavuşmak için iftira,gıybet ve dedikodularla insanları birbirine düşürür,insaf ve merhametten uzak işler yaptığı için de, hem kendisi hem de millet uyuyamaz,
İnsan olarak sorumluluğumuz.
Toplumsal ahlakımızın kaybolmaması,ortak iyiler ve insanların kendi yaşamlarını yönetmeleri için özgürlükle gelen sorumluluklardan da
kaçmadan sessiz kalmamayı görev saymalıyız, sessiz
kalmak kini,nefreti ve çürümüşlüğü kabullenmektir,insan
olarak,doğruları,yanlışları duyup,görüp,hissedip,akıla,gönüle hitap
eden katılmadığımız fikirleri bile dile getiren, insanı insan yapan
ve yücelten doğruları
yapmak için kendimizi görevli saymalıyız,
Güzellikler yapmak için,
Başkalarına eziyet etmenin ,bundan zevk duymanın, bir nevi ahlaksızlık olduğunu bilmen gerekir, bilirsen,öfkeyi artıran,zarar veren cahillerin ne yanında,ne de arkadaşı ol,olursan cahilden
ne bilgi öğrenirsin ne de görgü,alırsan aptallaşır affedilmeyen hatalar yaparsın,
Kötülükleri iyilikle kovmak,insan olmak zordur,
Haysiyetli yaşamak için,zalimlerin zulmüne,eziyetine,baskısına karşı çıkıp;sen''haksızsın'' demek,yaptığı adaletsizlikleri,zulümleri alkışlamamak,haksız yapılan her işlerine susmayıp karşı çıkmak zordur,
Azap içinde ölmemek için,bilimsel düşünüp,fakirlikten daha kötü olan cahillerden olmamak için eksiklerimizi görüp iyi şeyler
yapmak için de hislerimizi mağlup etmeliyiz,
Zalimlerin zulmüne baş eğip kapanmayan yaraların açılmasına sebep olmamak için,birbirimizi sevmede,birbirimize hayırlı işlerde yardım etmede yarışmalıyız,zenginlerin fakirlere,kuvvetlilerin
zayıflara,alimlerin cahillere destek olması,insanların kendisi için
istediğini herkes içinde isteyip yapması gerekir.
BİLAL GÜRER

30 Mayıs 2016 Pazartesi

1453-FATİH SULTAN MEHMET - 2016 BİZ
''Diri de olmaz ise ölüye hürmet çözülür bağları dağılır millet''demişti Ziya Gökalp,
23 Nisan 1920 de,29-Ekim 1923 te,19 Mayıs 1919 da,bizi biz yapan bayramlardır,tarihimizde ki diğer başarılarla övünüp,başarısızlıklardan da ders almak, anlam ve önemine değer verip kutlamak ta bizim 
görevimizdir. Dini ve Milli günlerin tamamının bu millete ait olduğunu bilmek gerekir.Acı da,sevinçte bizimdir.
Fatih Sultan Mehmet,Hem dünyayı,hem ahireti ayetlerin ve hadislerin ışığında birlikte düşünen, her şey''adalet'' için diyen bir anlayışın adamıydı,
Yoksulluk umurunda olduğu için,''veren el,alan elden hayırlıdır'' ve ''hiç ölmeyecekmiş gibi bu dünya için,hemen ölecekmiş gibi ahiret için çalış,''emrini yerine getirmek amacı ile alimlerden ders alır uygulardı,
Devlet bir ahlak ve hukuk kurumudur diye düşünür bu kurumları koruyup yüceltmek ile halkın saadet ve mutluluk içinde yaşayacağına inanırdı,
İlim,akıl ve ahlak anlayışına aşık olup, alimlerin,sanatkarların ''toplumsal mutluluk ve milletin refahını,saadetini sağlamak için çalışmalarını planlardı,
Kimseyi horlamadan iyiliğin kölesi,kötü kimselerin alçalarak yaptığı işlerinin insanlara zarar vermesine engel olan,ahde vefa ederek yaşamayı vazife sayardı,
İnsanlarla iyi geçinmeyi,işlerinde hile,kurnazlık yapmamayı,kimseye garez ve kin ile güçlük ve zorluk çıkarmayı insanlıktan çıkmak olarak anlardı,
Yarınsız yaşamaz,merhametli ama halkına zarar verenleri affetmeyen,halkının dertlerini araştıran,olanlara da deman olmaya çalışıan,asalak geçinenlere de çok kızardı,
''Ölünceye kadar ağaç dikiniz'' diyen Hz. Muhammed aşığı olan Fatih Sultan Mehmet ''ormandan bir dal kesenin başını keserim''diyecek kadar doğa aşığıydı,
Asıl olan halktır,hizmet o'na ve her şey o'na layık ve yararlı olmalıdır,halkın zayıf ve yoksul olması düşünülemez,halkının mutluluğunu sağlamak için cömert ve duygulu bir adamdı,
Zamanın ve sağlığın değerini bilerek,boş zamanını iyi değerlendirip çalışmayı ibadet sayarak büyüklerin işini işlerin en büyüğü sayardı,
''insanların idaresinden hoşnut ve razı,sulh,neşe ve huzur içinde olup her türlü zarar ve sıkıntıdan uzak yaşamaları için insanlara iyilik etmekten ayrılmazdı,
2016 DA FATİH SULTAN MEHMET OLAMAYAN BİZ,
''Hakikatle aramıza bir perde gerdik,insanı insan yapan değerleri dünya malını artırmak için bir kenara koyduk,imanımızı sermayeye mağlup ederek ekonomik ablukaya teslim olup iki yüzlü siyaset sayesinde çok şey kaybettik.
BİLAL GÜRER

7 Mayıs 2016 Cumartesi

BAŞIMIZIN TACI ANNELERİMİZDİR;

İnsan Gözünün İlk Gördüğü: “Annesidir”

İnsan dünyaya geldiği ve gözünü açtığı zaman karşısında ilk gördüğü annesidir...sevgiyi her acının, her ''sorunun'' en önemli çözüm yolu görerek hakiki ve kalıcı sevgilerin ateşiyle yanmayı, her acıya katlanan ve iyi evlat olmamızın inceliklerini öğreten annelerimizdir...

Yavrusunun kokusunu hissetmediği, yavrusunu kollarına almadığı zaman mutsuz olan, yavrusu uyumadan uyuyamayan O'ndan önce uyanan, ne yapsak hakkını ödeyemeyeceğimiz,annemizdir...

Fedakâr ve sabırlı olarak hep verici olan, her zorluğu yenerek çocuğuna değer veren ve bunu hissettiren, .gülüşünü hiç eksik etmeyen, yavrusunun içini sevgiyle dolduran,bunun için de cennetin ayaklarının altına serildiği varlık annemizdir…

Ağladığımızda ağlayan, güldüğümüzde gülen, hastalığımızda geceleri hiç uyumadan başımızda bekleyen, hatta “Allah'ım yavrumun hastalığını bana ver” diyecek kadar yavrusuna şefkat gösteren annemizdir…

Hayatta başarılı olmamız için ayaklarımızın üzerinde durmayı öğretmeye çalışan,her zaman iyiliğimizi isteyen, iyi huylu,becerikli,aklı başında,neşeli bireyler olmamızı ve ayağımıza bir diken parçasının bile batmasına razı olmayan annelerimizdir…

Güler yüzlü ve tatlı dilli olmayı, asık surat ve sert sözlerle insanları incitip kırmamayı, hayatta başarılı olmamızın yolunun çok çalışmaktan geçtiğini,yaşamak için iyi şeyler yapmaya koşmayı öğreten annelerimizdir,

Mutluluğa ulaşmak için nezaket ve zarafeti,çevremizdekilere yardım etmenin zevkini,örf ve adetlerimize göre saygısızlık ifade eden davranışları yapmamızın üzüntülere yol açacağını öğreten annelerimizdir,

Sevmeyi bilmeyi,arkadaşlar edinmeyi,hedefe sahip bir birey olmayı, kendimize güvenmeyi , zamanın değerini öğreten annemizdir.

Doğruyu söylemekten asla çekinmemeyi,kapımızı çalan fakir,zayıf ve misafir kim olursa olsun geri çevirmemeyi, yüreklerimizden sevgi ve merhametin eksilmemesini, sadakat,vefa,saygı ve sevgiyi yaşamayı, yaşatmayı öğreten annelerimizdir,

Yaşamak için yemeyi, yemek için yaşamamayı,kimseye kul,köle olmamayı, kardeşlerimizi ve başkalarını kıskanmamayı,kimsede ayıp,kusur aramamayı varsa düzeltilmesine çalışmayı,gösterişten hoşlanmamayı öğreten annemizdir,

Sevgi,güven ve bağlılık duygularını geliştirmek için birbirimizin sevinç ve üzüntülerini paylaşmayı,herkesin hakkını hukukunu korumayı,görüş ayrılıkları yüzünden kavga etmemeyi,edeceksek Ülke bütünlüğü, Özgürlük ve Bayrak için ‘’ortak iyi’’ için etmeyi öğreten annemizdir,

Kendimize güvenmeyi,fedakâr ve sabırlı olarak hep paylaşmayı,esnek olmayı,inatçı olmamayı,olumlu düşünmeyi,diyaloğa açık olmayı,en güzel şeyin şefkatli olmak olduğunu,en güzel şeyin iyilik yapmak ve cahillerden uzak durmak olduğunu öğreten annemizdir. O ilk ve son öğretmenimizdir. 

Ya bugün?

Anne sevgisi, sevgilerin en güzelidir diyerek annelerimiz için ne yapıyoruz?

Ömür boyu sevgiye, saygıya, hizmete ve hürmete layık olan en yüce varlık bildiğimiz annelerimiz için ne yapıyoruz?

Karşılık beklemeden ‘’of !’’ bile demeden layıkıyla sevebiliyor muyuz?

Pişmanlıklara yol açacak durumlara yer vermemek için çok sevdiğimiz annelerimize cenneti bu her şartta bu dünyada yaşatmayı,her acılarını tatlıya,hüzünlerini mutluluğa çevirmeyi,dertlerine derman olmaktan zevk almalıyız,

Azap içinde ölmemek istiyorsak merhametli olmamazı,sevginin sevgiyle çoğaldığını bizlere öğreten annelerimizi layıkıyla sevmeli, onları her zaman hatırlamalı, en güzel şekilde hizmet etmeliyiz, alçak gönüllülükle üzerine kanat germeliyiz,

TÖREMİZDE;

‘’Sen olmaz isen ne tek bir can,ne tek yiğit ne de insan,çilekeş TÜRK kadını sen gül ki gülsün VATAN’’ anlayışı vardı ama son 20 yıldır Analar ne yazık ki ya azarlanıyor ya da acısı artarak yavrusunun ardından ağlıyor.

Hak her zaman doğruya yardımcıdır.

BİLAL GÜRER