20 Nisan 2018 Cuma

İYİLİK YAPMAK;
Allah insanlara, iyilik yapmayı, herkese güler yüz göstermeyi emreder, kötülükten sakınmamızı “bizden, insanları hayra/iyiliğe çağıran bir topluluk olmamızı istemektedir’’
“Hayatı daha anlamlı yaşamak için her şeyden önce biz iyi olalım, mutluluk ondan sonra kendiliğinden gelmektedir.”
Hayatımızın içinde en değerli en kalıcı olan çevremize, insanlığa, kendimize bıraktığımız en büyük miras karşılıksız iyilik yapmak, yardımlaşmak, hem bizi,hem de yaptığımız iyilikten faydalananları mutlu eder,iyilik yapmak insan sevgimizin göstergesidir,

Sevgiyi paylaşmak, zor durumdaki birine yardım etmek ,nezaketi, hoşgörüyü, merhameti ve bilgiyi gönüllü olarak aktarmak,yardımsever olma gibi pek çok olumlu kavramı işinde, yaşantısında insan olma haline ilişkin güzel duygu ve davranışları bünyesinde mutlu olmak için barındırabilendir,

Mutlu ve iyi olmanın,sadece almaktan değil vermekten de geçtiğini bilmemiz,yaptığımız bir iyi davranışın, iyilik yaptığınız kişinin hayatında tahmininizden büyük bir etki yarattığını bu etkinin bir başka tanımadığınız kişinin hayatına dokunabileceğini, bu yolla iyiliğimizin tüm dünyaya yayılabileceğini düşünmemiz gerekmektedir,
iyilik yapmanın, yardım etmenin, merhamet ve hoşgörüyle yaklaşmanın, karşımızdaki insanları önemsemenin,iyi ilişkiler kurmanın temel yollarından biride nazik olup,kaba ve bencil birisiyle  ilişki içerisinde olmak yerine nazik ve herkese iyiliği dokunan birisiyle olup,iyiliğin hayatımıza anlam katmasını,mutlu yaşamak güzeldir,
 Yapılan iyilikler insan ilişkilerinin gelişmesi üzerinde etkilidir,yaptığımız iyilikler,güzelin ve doğrunun  ortaya çıkmasını. güzel ve doğru olanın asıl yerini almasını ile yanlışlıkların ve çirkinliklerin ortadan kaybolmasını,iyiliğinin gözelikleri ortaya çıkarması için,yanlışlıkları önlememiz gerekmektedir.
Hepimiz iyi olmak zorundayız. Kötülerle aynı ortamı paylaşmamalıyız, onların zararına engel olup kötülere yandaş olmamayı vazife edinmeliyiz,.


Yaptığımız iyilikler dönüp dolaşıp bizi de iyileştirir,iyilik yaparak yaşamak ne güzeldir.


T.C.Bilal GÜRER

17 Nisan 2018 Salı

VEFA;

Verdiği sözü yerine getirmek,sözünde durmaktır,<<Ey iman edenler!Bağlandığınız ahidleri yerine getirin>>(maide 1)

Bu özelliğin çok kıymetli olduğunu Cenabı Hakkın insanlara ((sözlerinde durmayı)) ve ((vefalı)) davranmayı Kuran-ı Kerim'de övdüğünü anlıyoruz.

<< (Onlar) adağını yerine getirirlerdi.Şerri yaygın (ve salgın) olan günden korkarlardı>> (insan:7)

Bu değerli özellik ,en çok devleti yönetenlere yakışır.Ve onlar vefalı olunca bu özellik,olanca güzelliği ile halka yansır.Çünkü sözünde durmakla,verdiği sözü yerine getirmekle ve ahde vefa ile her insana huzur gelir,insanların kalplerinde sevgi tohumları yeşerir.

Sözün özü,

Sözünde duran insan en değerli insan,iyi ve bu güzel huyla yaşayan insanların da çok değerli insanlar olduğunu ne kadar biliyoruz?

Sözünde durmayı prensip edinen,kötü durumların düzelmesi, huzurun ve mutluluğun çoğalması için verdiği sözü yerine getirmek için çalışanların değerini ne kadar biliyoruz?

Verdiği sözü uzun bir zamana yayıp,oylayan,yalancılıktan fayda temin eden,yalandan menfaat temin eden,doğruluktan ayrılmanın aklını kaybetmek olduğunu bilmeyenlere ne ceza veriyoruz?

Verdiği sözü yerine getirmeyen ve sözünden dönen, gizli ve karanlık kapılar ardında iş yapan adi huylu olanlara ne kadar ödül veriyoruz , ne kadar ceza veriyoruz?

Akıllı insan,yerine getirmeyeceği sözü vermez,engel olacağı şeyi de istemez.

T.C.Bilal Gürer
Gençlik?
En büyük hazine olan gençlerini huzurun, saadetin, fikir,sanat ve ahlâkın kaynağı olarak görmeyen, insanlığın önünü açacak şekilde yetiştiremeyen toplumlar,günümüzde bırakınız büyük atılımlara imza atmayı,varlıklarını bile sürdürmekte zorlanıyor,
Genç nüfusunu insan vücuduna hayat veren kan gibi göremeyip su gibi harcayan bir ülke Türkiye, ne yazık ki, çocuklarını ve gençlerini yoz ve yozlaştırıcı kültürel saldırılardan korumak,edep ve terbiye gibi üstün değerlerle gençlerini yetiştirmekte zorlanıyor,
İnsanın potansiyel olarak en yüksek olduğu dönem gençlik dönemidir,gençlerimizin zihnini, kalbini, ruhunu ve ufkunu açacak işlere imza ataması,medeniyetin yeniliklerinden faydalanıp ülkemizi geleceğin iyi günlerine taşıması için genç kuşağını kaybetmemesi gerekiyor,
Gençliğin bir dönem değil,bir ruh,bir hazine ve geleceğimizin en önemli gücü ve mimarı, ailelerimizin, toplumumuzun ve ülkemizin,geleceği olarak görüp geleceğe yetişkinlerin tecrübesi ile gençlerin heyecan ve aksiyonunu buluşturarak ulaşmamız gerekiyor,
Genç kuşağımızı kaybetmemek için,yenilikçi ve sorgulama mantığına sahip,analiz eden, ufku yaşadığı coğrafyanın dışına taşıyan,hayalı ve edepli,zamanın nesnesi değil,öznesi olan haksızlığa uğrayanın hakkını arayan bir gençliğin geleceği inşa edebileceğini bilmemiz gerekiyor,
Hz. Ali’nin de dediği gibi “ Çocuklarınızı kendi yaşadığınız zamana göre değil, onların yaşayacakları zamana göre yetiştirin.” Anlayışının diriltici tohumlarını ekmemiz,fikir de,sanat da,kültür de,kendi medeniyetimizi kurmak gençlerimizin elimizden alınmaması için ‘’eğitimin’’ önemini en hayati meselemiz olarak görmemiz gerekiyor,
Ülkesinin sorunlarını mesele edinen,meselesiz insanın ne yaparsa yapsın köle olacağını bilen yetenekli ve sorumluluk sahibi gençlerin inşasının, geleceğin inşası olduğunu,gençliğe sahip çıkmamanın bir soykırım olduğunu bilmek gerekiyor,
Gençlerin fikir dünyasının zihni, ahlaki, duygusal pek çok yönden kuşatılmasına engel olmamız, kişiliğinin şekillenmeye başladığı bir zaman diliminde ahlâki bir çevre içinde yaşamalarını sağlamamız bu doğrultuda bir reform yapmak da başarılı olmazsak yok olmaktan kurtulamayacağımızı bilmemiz gerekiyor,
Büyüklerimize yapılan saygısızlık,ne zaman otobüste yaşlılara yer vermemek için numara yapacak kadar yetiştirdiğimiz kötü gençleri kim yetiştirdi, neydi bizi bu duruma düşüren sebep hep mi dış güçler, sebebi içimizde aramak hiç mi aklımıza gelmez, gençliğin bu hale gelmesinin sebebi biz değil miyiz? Türk gençliği nereye gidiyor,
Sebep biziz biz.Okul + aile + çevre.Yüce olmak ,üstün olmak istiyorsak büyük,küçük demeden kendimize çeki düzen vermemiz gerekiyor.
T.C. Bilal Gürer

16 Nisan 2018 Pazartesi



İYİ ANILMAK İÇİN;

Hak edenin hak ettiğini almasını temin eden,

Yanına çekinilmeden,kolayca girilebilen,

Yaptıklarıyla kendisini herkesten üstün görmeyen,

Vazifesini yaparken yaptığı işlerde zarar vermeyen,

Kendisi gibi düşünmeyenlere kızıp hor görmeyen,

Kimseyle kavga edip düşman kazanmanın sonunu gören,

Soru sorulabilen, özü sözüne uyduğu için saygı gösterilen,

Yapması veya yapmaması gereken şeyler için söylenenleri dinleyen,

Kendisi gibi düşünmeyenleri sınıflandırmanın ilerideki zararlarını gören,

Allah’ın yarattığı canlılara karşılıksız olarak merhamet ve sevgiyle yardıma giden.

Halkının olumsuz, zor, kötü,güç durumlara düşüp acı çekmemesi için çaba sarf eden,

Sabırlı olup acıya,zorluğa,haksızlığa ve başa gelen üzücü olaylara dayanıklılık gösteren,

Ağır başlı, yerine göre konuşan, yerine göre susan, yerine göre uygun davranıp sevilen,

Sakin, azarlarken bile incitmeden iyi şeyler üretmek derdinde olan, kimse ile kavga etmeyen,

Halkın malından kendini uzak tutup, yiyeceğine içeceğine, giyimine kuşamına dikkat eden,

Evinde ve eşyasında süse,lükse kaçmayan,geçmişini bilip,harcamalarında israfı reddeden,

Kötülükte, iyilikte bir tohumdur,iyilik isteyen kötülüklerin yayılmasının iyilikleri ortadan kaldıracağını bilen yapılan kötülükleri gizlemeyen,

Sosyal ilişkilerin sağlanmasında ahlaki ve hukuki olarak yazısız ve yazılı değerlerinin yaşanması ve yaşatılmasının ve övülecek işler yapmanın önemini bilen,

İlimin meyvesinin en tatlı, en yararlı olduğunu ve insana ölümsüz mutluluk getirdiğini bilen,

''ADALETİN ÇİĞNENİLDİĞİNE İNANILAN YERDE NE AHLAK KALIR NE DE İNSANLIK ''

T.C.BİLAL GÜRER

13 Nisan 2018 Cuma



Yozlaşıyoruz:
Milletler,liderlerinin keyif ve heveslerine hizmet ve itaat etmeye razı oldukları takdirde geriletici bir çıkmaza düşerler,halkının hürriyet ve geleneklerine saygı göstermezler veya bulundukları gerilikten yakalarını kurtaramazlar ise milletinin istiklalini bile tehlikeye sokarlar,
Keyif ve heveslerine düşen liderler yozlaşır,ruh halleri değişir,etrafını dalkavuklar sarar,onlar yolunu şaşırtır,fikri sapıklıklara düşer,sözü özüne uymaz,gönülleri yıkar ve cahilleşirler, sonunda istek ve düşüncelerini baskıcı yollarla,zalimleşerek yapmaya kalkarlar,
Milletlerin,bugünkü gerilik çukurundan yükselerek, şimdiki medeniyetin üstüne çıkması için, insanlarının arasında adalet ve eşitliği sağlaması,geri kalmışlık düşmanının burnunu kırmak için ''ilim ''ışığından faydalanmak şarttır,bunlardan doğacak dayanışma, ahlak ve fikir seviyesini yükselten milletler kötülüklerin zararlarını azaltırlar.
T.C.Bilal Gürer

10 Nisan 2018 Salı

Ahmak;
‘’Ahmak,çoğu azaltan,büyüğü küçülten,dostu düşman eden,aklı olup da aklını kullanmayan,kullanamayan veya kullandırandır’’
Her derdin bir çaresi vardır,Doktorlar bu dertlere çare bulabiliyorlar. Ancak ''ahmaklık'' hastalığı bunun dışındadır,
Ahmak,söyleneni anlayamayan,söz verip sözünden dönen cahil,doğrulara delillere rağmen inanmamakta ısrar eden okumuştur,
Ahmak kendi söylediği yalana zarar getireceğini bile bile inanır,doğru ile eğriyi ayırmada güçlük çeker,
Ahmak,zayıf karakterli,görüşü kısa,övülmek için nabza şerbet vererek konuşan basiretsiz ve kötü huyludur,
Ahmaklar nefsini düşünür,arzularının peşinde koşar,hak gözetmez,bilmediğini bilmezler hatalarını kabul etmezler,
Ahmak ve kendi ayıbını görmeyen,başkasının ayıbını gereksiz tekrarlarla işine geldiği anlatan çirkin huyludur,
Ahmak onun bunun yönlendirmesine,dolduruşuna gelerek rütbe ve itibar kazanmak, için hareket eder,
Ahmak,isabetsiz düşünür ve düşünmeden konuşur,gerçekleri inkâr eder,yalan sözlerle aldatanların yanında çıkarı için durur,
Olmuşu,olmamış,yokmuşu varmış gibi,varmışı yokmuş gibi, olmamışı olmuş gibi anlatır,gösteriş için her kalıba girer,
Ahmak,akıl ve kabiliyetini kullanmayan,kaba kuvvete başvurarak verdiği sözü red veya inkar eder,
Siz siz olun dosdoğru olmayan insanlarla,kendi istediklerini yaptırmak için her değeri ayaklar altına alanlarla ve ahmaklarla arkadaş olmayın,size iyilik edeyim derken zararı dokunur,
İnsan,hayatın gerçeklerini daima göz önünde bulundurmak,hayatın icab ettirdiği esaslara uymak,
İnsan iyilik yolunda ve huzur içinde,her çeşit kötülüklerden uzak yaşamak için ''AKLINI ''iyi kullanmak,
İnsan yerine getirmesi gereken vazifeleri gücünün sonuna kadar yerine getirmek,
aldığı verdiği nefesin kıymetini bilmek ve gönül zenginliği ile kimseye düşman olmadan yaşamak zorundadır.
T.C. Bilal Gürer

9 Nisan 2018 Pazartesi

Yer yüzünde gördüğümüz ‘’iyilikte,kötülükte’’ insanlara ait;
“Hiç kimseye zulmetmemekte, insanların en merhametlisi olmakta elimizde,önce kendimize ve insanlara merhamet edeceğiz ki; Allah da bize merhamet etsin.”
Bir insan hakkında konuşurken duyarlı, samimi, dürüst, akılcı,saygılı,düşünceli,art niyetsiz ise insanların kötülükleri hariç iyilik sağlayan yönlerini olduğu gibi kabul etme erdemliliğini gösterene‘’iyi’’ insan deriz,
İnsanları kişiliğine göre değerlendirmeyen,gördüğü hataların düzeltilmesi için yol göstermeyen, inancına,ırkına göre ayıran, hoşgörülü olmayan,yüzüne başka, arkanı döndüğünde başka konuşan ve söyledikleri ile yaptıkları başka olana ise ‘’ kötü ‘’insan deriz,
İyi insan olmak için,bilgi ve aklımızla,kötülüklerle ve kötülerle mücadele edersek, yapmak arzusunda olduğumuz yapamadıklarımızı yaparız,
İyi insan,kültür miraslarına sahip çıkan, tüketmeyip üreten, yardım ederken güler yüzlü olup kibirlenmeyen ,eleştiren değil danışılan,sorunlara çözüm bulan kıskanç ve cimri olmayan, çıkar ilişkileri kurmayan,
Dindar olmak için iyi bir insan olmak gerektiğine inanan, ’’eline,beline,diline’’sahip çıkan,sana güvenenleri yarı yolda bırakmayan,yaptığı işlerin iyi tarafının da kötü tarafının da sonuçlarını üstlenen,aklını başkalarına kullandırıp sıradan insan olma yerine kendini geliştirmeye çalışan,
,
Hatalardan ders alıp hata yapmamaya çalışan, karşımızdakilerin düşüncelerini dinlemeyi bilen, toplumun genel ahlak kurallarına uygun yaşayan, kibir, haset,riya gibi insanı insan olmaktan çıkaran duyguları yaşamayan,
Sevmeyi bilen, yaptıkları ile söyledikleri bir birini tutan,yalan söylemeyen,eğilip bükülmeyen,vicdanı elden bırakmayan ,nefsini ezip yakan ,başkalarının da sevgiye,saygıya ihtiyaçlarının olduğunu bilen,dosdoğru adam olarak yaşayan,
Sevilen insan,iyi denilen insan olmak,sevilmeyi hak etmek için kimseye ihanet etmeden,kendimizi geliştiren,her doğan günün dünden iyi olmasına çalışan,hata yapanın hatasını söyleyen, kendisine güvenenlerin güvenini boşa çıkarmayan,
Bütün bu iyi niyetli hareketleri yaparken tek amacımız nasıl daha iyi bir insan olup toplamda daha iyi bir toplumu oluşturabilirizi bol bol sorgulayıp belki ibadet niyetine günde bir kaç kez de bunu düşünmeyi yaşantımızın bir parçası yapan olabilirmiyiz?
T.C.BİLAL GÜRER